HABER

Savaşa karşıyım

 Savaşa karşıyım. Yaşamı diriltmekten yanayım

Savaş bir doğa felaketi değildir. Savaş, insana ve doğaya karşı insanlarca tasarlanır, hazırlanır ve başlatılır. Türkiye Başbakanı ve Dış İşleri Bakanı sürekli Suriye’ye karşı savaşa hazırız diyor. Ama yankılanma bununla bitmiyor, bu yankı ta Washington’a kadar uzanıyor. Bu öyle bir yankı ki, yankı olmaktan çıkıp, emperyalist güçlerin sesini gösterişli bir düette birleştiriyor. Avrupa Birliği homurdanıyor. ‘Gereksinim duyulursa biz de savaşa katılmak istiyoruz’ diyor.

Barış, özgürlük, adalet, hukuk, demokrasi, sevgi ve halkların kardeşliğinin erdemine sahip çıkarak bir arada kardeşçe yaşamaktan yanayım ben.  Çünkü, savaş şiddettir, acı  ve gözyaşıdır. Yıkım, ölüm ve katliamdır. Ölümden öte köy yok!  Savaşa karşıyım, nereden gelirse gelsin diyebilmek zamanı şimdi. Hiç kimsenin yanında olmadan savaşa karşı haykırma zamanıdır şimdi. Bu kadar acı yeter, kan göllerine hayır diyebilmek bir hak ve bir insani sorumluluktur.  Ölümden, kandan yana nasıl olur bir insan?

Artık bir hesap zamanı, artık bir karar verip korkusuzca bir duruş sergileme zamanı.  Yapacağımız seçim, ‘kazandıklarımız kaybettiklerimizden daha çok ve daha anlamlı’ olmalı mesajını vermeli. Savaşa herkes karşı değil, eğer öyle olsaydı, şu anda savaşmak için can atmazdı Erdoğan ve Davutoğlu. Her türlü ‘akil yoksunluktan’ yanalar. Bu ikili aldıkları uluslararası akıl yardımıyla yaptıkları ya da yapacakları oyunların arkasına sığınmak için türlü bahane ve haklılıklarını üretiyorlar:

Savaştan başka çaremiz yok

Savaş olmazsa Esat gitmez

Savaş yeni düzen için şart

Savaş demokrasi getirecek

Vs., vs…

İşgalcilere, savaşçılara karşı mücadele ortak olmalı.  Savaşlara karşı hep birlikte ‘Savaşa hayır’ sloganları atmalıyız. İnsanca yaşamak isteyenlerin, çoçuklarına daha iyi bir dünya bırakmak isteyenlerin ortak paydasıdır savaşa karşı çıkmak. Savaş kışkırtıcılığına, emperyalist işgallere ve bu süreçte yaşanan ve yaşanacak vahçetlere karşı insanlığı, barışı ve halkların kardeşliğini savunmak her normal insanın öncelikli görevidir. Dini, rengi, cinsi meshebi, felsefi düşüncesi ne olursa olsun, her insann görevi savaşa karşı çıkmak olmalıdır.

Her ülkenin kendi sorunlarını kendi iç dinamikleri ile demokratik yollarla ve hukuk içinde çözebileceğine, dış müdahale ve empertalist işgallerin ise kan ve zulümden başka bir şey getirmeyeceğine inanıyorum. Birazcık belleğimizi zorlarsak, tarihi bilgimizi anımsarsak 1. ci ve 2. ci Dünya savaşlarındaki ölenlerin sayısı bize bir acı gerçeği görünür kılar. Vietnam işgali, Afganistan işgali, Irak işgali, Bosna Savaşı, Arap Baharı! Daha ne kadar insan ölsün bu haksız savaşlarda?

Şimdiki siyasi iktidarın Suriye’ye karşı savaş politikası gütmesi ve savaşın taraftarı olması Türkiye ve Suriye halkları arasındaki tarihi, kültürel ve ekonomik ilişkileri yerle bir etmiştir ve bölgeyi bir barut fıçısı haline getirmiştir.

Son yıllarda savaşları teknoloji harikası bir film gibi TV ekranlarından izliyoruz. Eğer Suriye’ye karşı savaş başlatılırsa ben size daha şimdiden göreceğiniz görüntülerin bazılarını yazayım:

Suriye halkının uykuları bölünecek bomba sesleriyle. Havada uçuşan kolları, bacakları ve kömürleşmiş bedenleri sansürlü izleyeceğiz. Yüreği dağılan, annenin çığlıklarını, annesini, babasını yitiren çocuğun feryadını da sansürlü izleyip, duyacağız.  Allah Allah sesleriyle yakaladıklarını kesen, kurşuna dizen işbirlikçileri çok sık göreceğiz ekranda. Sonra da bunlar için mi bu savaş yapıldı? diye kendimize soracağız.

Evet, savaş olursa kana bulanacak yarınlar. ‘Şeker bile yiyemedi, melek yüzlü çocuklar’ diyebilecek miyiz? Sevdalar ölümle bitecek. Tadamadan aşkı toprağa girecek gençler, gelinlikler kana bulanacak. Yeşillik kana bulanacak.

Bizim seçtiklerimiz,  şimdi en modern ve kimyasal silahlarıyla Suriye’ye saldırmaya hazırlar. Bunlar bu yüzyıl boyunca  silah zoruyla dünyanın her yerinde birbiri ardından diktatör yarattılar. Kimi diktatörleri işe yaramadığı zaman kısa sürede çöpe attılar. Kimilerini ise kendi amaçlarına uğruna bir insan yaşamı boyunca kullandılar. Demokrasi adına. Ne yazık ki halklar adına, ne yazık ki bizim adımıza.

Savaşa karşı çıkmak bir insanlık hakkı ve sorumluluğudur. Dünyayı nasıl görmek istiyorsak, yapacağımız seçim de öyle olmalı. Seçimimiz ve tavrımız yaratacak gördüğümüz dünyayı. Ben yaşamı diriltmek için yazıyorum ve ‘Savaşa Hayır’ diyorum.

Huseyin.duygu@haber.dk

by
Exit mobile version