26 Haziran, insan onurunun hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılamayacağını hatırlatıyor. Güvenlik, savaş ya da olağanüstü hal gerekçesi işkenceyi meşrulaştıramaz; insan hakları evrenseldir ve istisnası yoktur.

Foto: AI / Haber.dk
Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
Birleşmiş Milletler, 26 Haziran’ı “İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” olarak ilan etti. Bu tarih bize her yıl aynı temel gerçeği hatırlatır: İşkence, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın insanlık suçudur ve asla meşrulaştırılamaz.
Tarih boyunca farklı ülkelerde farklı isimler altında benzer pratikler görüldü. Bazen “güvenlik”, bazen “devletin bekası”, bazen de “soruşturma yöntemi” denilerek insanlar ağır ihlallere maruz bırakıldı. Oysa isim değişse de gerçek değişmedi: Acı, korku ve onur kırımı.
Örneğin Latin Amerika ve Türkiye’de askeri rejimler döneminde binlerce insan “devlet düşmanı” ilan edilerek gözaltında kaybedildi ve işkence gördü. Güney Afrika’da apartheid rejimi, siyasal muhalefeti bastırmak için ağır yöntemlere başvurdu. Avrupa’da ise savaş dönemlerinde ve otoriter rejimlerde benzer karanlık sayfalar yaşandı. Bu örneklerin her biri bize şunu gösterir: İşkence, hiçbir siyasi sistemle, hiçbir ideolojiyle açıklanamaz.
Bugün de benzer riskler tamamen ortadan kalkmış değildir. Farklı ülkelerde, farklı gerekçelerle insan hakları ihlalleri gündeme gelebilmektedir. Ancak uluslararası hukuk çok nettir: İşkenceye hiçbir koşulda izin verilemez. Olağanüstü hal, savaş, terörle mücadele ya da güvenlik gerekçesi, bu yasağı ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle “İşkencenin gerekçesi olamaz” ifadesi sadece bir slogan değil, hukuki ve ahlaki bir gerçektir. Çünkü bir yerde işkenceye gerekçe bulunursa, orada insan onuru geri plana itilmiş demektir.
Türkiye’de ve dünyada insan hakları örgütleri, bu gerçeği her yıl yeniden hatırlatmak için çalışıyor. Mağdurların sesini duyuruyor, raporlar hazırlıyor, adaletin yerini bulması için mücadele ediyor. Çünkü unutulan her ihlal, tekrarlanma riski taşır.
26 Haziran bize açık bir uyarıdır: Devletin gücü, insanın acısını meşrulaştırdığı anda hukuk da, adalet de, insanlık da yara alır. İşkencenin gerekçesi olamaz.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.