Ukrayna için kurallar esnetiliyor, Filistin için sessizlik. Danimarka’nın ABD baskısı, Grönland gerilimi ve sokaklardan yükselen tepki arasında sıkışan siyaseti.
Cengiz KAHRAMAN
cengiz.kahraman@haber.dk
Danimarka’da yıllardır katı bir kural geçerli: Kamu binalarına yabancı ülke bayrağı çekilemez. Sadece Danimarka Krallığına bağlı Atlas Okyanusu’nda bulunan Faroe Adaları, Kuzey Kutbu’ndaki Grönland ile İskandinav ülkeleri ve Almanya bayraklarına izin verilir. Bu ülkelerin dışındaki ülkelerin bayraklarının asılması yasaktır. Ama Ukrayna kriziyle birlikte bu yasa rafa kaldırıldı. Bir gecede Ukrayna bayrağı da istisnalara eklendi.
Son iki yıldan fazla bir süredir kamu binalarının direklerinde Ukrayna bayrakları dalgalanmaya başladı. Bu görüntü Danimarka tarihinde bir ilkti.
Kopenhag’da bir kamu binasının önünden geçenlerin çoğu görmüştür, direkte iki bayrak yan yana dalgalanıyor: Danimarka ve Ukrayna. Yabancı ülke bayraklarının göndere çekilmesinin yasak olduğu bir ülkede, Rusya’nın saldırısı altında olan Ukrayna’ya hükümet, bir “istisna” tanıdı.
Hükümet bu istisnayı, Ukrayna’nın BM üyesi, tanınmış bir devlet olması ve Rusya’nın saldırısı altında bulunmasıyla gerekçelendiriyor. Aynı gerekçe Filistin için geçerli değil, çünkü Danimarka Filistin’i devlet olarak tanımıyor.
Hukuken doğru olabilir, ama siyaseten tartışma tam da burada başlıyor. Çünkü sokaktaki vatandaş hukuki ince ayrıntıya bakmıyor. Vatandaşın gözüne yansıyan şu. Ukrayna için kurallar eğilip bükülüyor, istisnalar yaratılıyor, Filistin için ise en küçük bir adım atılmıyor. “Birine ekmek, diğerine sopa” durumu.
Bayrak meselesinde sorun, Filistin’in tanınıp tanınmaması değil, Danimarka’nın adalet terazisini her iki yanda eşit tutmaması. Filistin konusunda hükümetin aynı cesareti göstermeyişi.
Danimarka, Ukrayna söz konusu olduğunda Avrupa’da en önde koşan ülkelerden biri. Ukrayna’ya bu kadar büyük destek vermesinin de birkaç nedeni var. Birincisi, Rusya tehdidi kapıda hissediliyor. Baltık Denizi’nin kıyısındaki Danimarka, Rusya’nın saldırganlığını kendi güvenliği için doğrudan tehdit sayıyor. İkincisi, Danimarka NATO’nun en disiplinli üyelerinden biri ve ABD ile askeri bağlarını sıkı tutmak istiyor. Üçüncüsü, Avrupa’da “en güvenilir ortak” rolünü üstlenmek için fırsat kolluyor. Dördüncüsü ise, Ukrayna’yı kendine kültürel anlamda daha yakın görüyor olması.
Bu yüzden Ukrayna’ya milyarlarca euroluk askeri destek sağlanıyor, tanklar, tüfekler gönderiliyor, Ukraynalı askerler Danimarka’da eğitiliyor, Ukraynalı mültecilere kapılar ardına kadar açılıyor. Hatta öyle ki Danimarka, Avrupa’nın önde gelen “savaş finansörü” konumuna geldi. Ukrayna için Danimarka’nın kesenin ağzını açması, aslında kendi güvenliğiyle de doğrudan bağlantılı.
Ama iş Filistin’e gelince, aynı Danimarka birdenbire sessizleşiyor. Gazze’de binlerce çocuk hayatını kaybederken, sağlık sistemi çökerken, insani kriz büyürken Kopenhag’ın sesi kısılıyor. Ukrayna için göklere çıkarılan “uluslararası hukuk” ve “insan hakları” söylemleri Filistin’de adeta rafa kaldırılıyor. “İki ölçü bir tartı olmaz” derler ya, Danimarka’nın tutumu tam da böyle görünüyor.
Bu çelişkinin arkasında bir de Amerika gerçeği var. Trump yeniden sahneye çıktı. Hani şu Grönland’ı “satın almak” isteyen adam. O günlerde Danimarka’da alay konusu bile olmuştu. Ama bugün gülünecek bir durum değil. Çünkü Arktik bölge dünya siyaseti için yeniden kızışıyor ve Grönland, Danimarka’nın en hassas noktası.
Grönland, Arktik bölgenin kalbi. ABD için stratejik bir üs, Danimarka içinse egemenliğin sembolü. Trump’ın baskısı arttıkça Kopenhag’ın manevra alanı daralıyor. Böyle bir tabloda hükümet, Filistin konusunda Washington’a ters düşmekten özellikle kaçınıyor. Yani, “el elin eşeğini türkü söyleyerek arar” misali, Filistin meselesi başkasının sırtına yıkılıyor ve Filistin konusunda geri adım atmak Kopenhag’ın tercih ettiği güvenli yol oluyor.
Ama sokak susmuyor, meydanlar daha da kalabalıklaşıyor. Kopenhag, Aarhus ve daha bir çok şehirde düzenlenen gösterilere katılan binlerce kişi “Gazze’ye özgürlük” diye haykırıyor ve hükümetin İsrail politikalarını eleştiriyor. Öğrenciler üniversite kampüslerinde protestolar düzenliyor.
Protestolar büyüdükçe hükümetin yüzü kızarıyor. Biraz insani yardım, biraz sesini yükseltme, biraz açıklama…
Ama halk bununla yetinmiyor. Ukrayna için kuralları değiştiren devletin, Filistin için de aynı cesareti göstermesini bekliyor. Halk, “madem Ukrayna için kuralları yıktınız, Filistin için neden kıpırdamıyorsunuz?” diye soruyor. Siyasetin en sevmediği şeydir bu, aynanın karşısına dikilmek.
Peki, bütün bunlar Danimarka’yı yalnızlaştırır mı? Trump’ın ani öfkeleri, keyfi kararları elbette risktir. Ticarette, güvenlikte baş ağrısı çıkarabilir. Danimarka’nın tamamen yalnız kalması zor, çünkü NATO ve Avrupa Birliği’nin güvenlik şemsiyesi var. Ama Trump’ın kaprisleri Danimarka’yı ekonomik ve siyasi açıdan zor durumda bırakabilir. Özellikle Grönland gibi stratejik bir mesele masadayken Danimarka’nın başını ağrıtacak günler kapıda olabilir.
“Taş yerinde ağırdır” derler ya. Danimarka da ABD’nin yanında ağır durmaya çalışıyor. Ama bunun bedeli, kendi ilkelerinden ödün vermek oluyor. İşte sorun da burada.
Bugün Danimarka için mesele çok açık. Ukrayna’da ilkeli ve kararlı görünen bir ülke, Filistin söz konusu olduğunda aynı ilkeleri savunmaktan geri duruyor. Bu da ülkenin inandırıcılığını zedeliyor. Danimarka’nın geleceği de işte bu samimiyet sınavında gizli.
Gazeteci Cengiz Kahraman, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yaşamakta ve 1992 yılından bu yana ise aktif olarak gazetecilik ve editörlük yapmaktadır.
Cengiz Kahraman, uzun yıllar serbest gazeteci olarak Türk basınında görev aldı. Bu süreçte Milliyet, Radikal ve Habertürk gazetelerinin Kopenhag muhabirliğini yürüttü. Bu süreçte Türkiye ile Danimarka arasındaki siyasal, toplumsal ve kültürel gelişmeleri yakından izleyerek kamuoyuna aktardı. Daha sonra kısa bir süre Danimarka’nın ulusal radyo ve televizyon kurumu DR’nin yabancı diller servisi olan DR International’da Türkçe haberler hazırlayıp sundu. Kahraman, aynı dönemde BBC World Türkçe Servisi için de Kopenhag’dan serbest muhabir olarak çalıştı.
2002 yılında Danimarka’nın önde gelen günlük gazetelerinden Politiken’de çalışmaya başlayan Cengiz Kahraman, Politiken gazetesi bünyesinde 2004 yılı sonuna kadar Türkçe ve Danca olarak haftalık yayımlanan Haber gazetesinin editörlüğünü üstlendi. Günümüzde ise “haber.dk” ile Danca yayın yapan “Danturk.com” adlı haber portallarının sahibi ve editörü olarak yayıncılık faaliyetlerini sürdürmektedir.
Cengiz Kahraman, gazetecilik mesleğini Türkiye ve Danimarka arasında bir köprü olarak görmüş; göç, kimlik, kültür, medya ve demokrasi konularında uzun yıllardır ürettiği haber ve analizlerle kamuoyuna katkı sunmaya devam etmektedir.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.