İstanbul Kitap Fuarının ilk günü şiirin, edebiyatın ve ortak hafızanın kalabalıklar içinde yeniden hayat bulduğunu gösterdi

Hüseyin DUYGU
hüseyin.duygu@haber.dk
Sekiz gün sürecek TÜYAP İstanbul 2025 Kitap Fuarı, 13 Aralık Cumartesi günü kapılarını açtı. Daha ilk saatlerde koridorlarda dolaşan kalabalık, kitabın hâlâ güçlü bir çağrısı olduğunu hatırlattı. Açılışın yoğun ilgisi boşuna değildi; bu yıl fuarın onur konuğu Murathan Mungan. Murathan Mungan, adıyla bile edebiyatın belleğini fuarın merkezine yerleştirdi.
İlk günün dikkat çeken duraklarından biri Azerbaycan edebiyatına ayrılan özel oturumdu. Çağdaş Azerbaycan şiirinin önemli isimlerinden Salim Babullaoğlu, bu oturumda yalnızca şiirini değil, ortak bir dilin ve kırılgan coğrafyanın sesini de İstanbul’a taşıdı. Adnan Özer, İbrahim Kamberoğlu ve Babullaoğlu ile çağdaş evrensel şiir üzerine yaptığımız sohbet, şiirin sınır tanımayan doğasını bir kez daha gösterdi.

Sohbetin özeti şuydu: Çağdaş şiir, artık tek bir dilde konuşmaz. Aynı anda birçok yerden susar ve tam da orada anlam kazanır. Coğrafyayı bir sınır değil, bir yankı olarak kabul eder; şiir, ülke isimlerinden çok insanın iç sesini taşır. Evrensel olan, büyük sözcüklerle değil, ortak kırılganlıklarla kurulur. Bugünün şiiri, gürültünün içinden geçen bir fısıltıdır: kimlikten arınmış ama hafızayla yüklü. Nerede yazıldığı değil, kime dokunduğu önemlidir. Çağdaş evrensel şiir, dünyayı açıklamaz; ona tanıklık eder. Ve belki de bu yüzden, en çok şimdi gereklidir.
Günün şiirle en yoğun buluşması ise Üvercinka Şiir Dinletisiydi. Dinletiyi İkbal Kaynar sundu. Seyyit Nezir, açış konuşmasını Cemal Süreya’nın Fotoğraf şiiriyle tamamladığında, salonda bir sessizlik oldu; hem şair anıldı hem de CSKSD ve Üvercinka dergisinin kurucusu Zuhal Tekkanat. O an gözlerin Nihal Tekkanat’ı araması, şiirin sadece dizelerden değil, hatıradan da kurulduğunu hatırlattı.

Dinletide Fatma Başural, Güler Özçelik, Hūseyin Duygu, Mecit Ünal, Mehmet Aman, Melahat Babalık, Nisa Leyla ve Şükrü Çiftçi şiirlerini okudu. Söz, sözle çoğaldı. İkbal Kaynar, Cemal Süreya’nın Üstü Kalsın şiirinin ardından “üstü türkülere kalsın” diyerek, Mecit Ünal’ın sazı eşliğinde Odam Kireçtir Benim ve Dersim Dört Dağ İçinde türkülerini seslendirdi. Şiir, türküye; türkü, belleğe dönüştü.
Etkinlik sonunda şairler, Seyyit Nezir’in sunduğu Maya eşliğinde CSKSD ve Broy stantlarında okurlarıyla buluştu, kitaplarını imzaladı. Fuarda o gün anlaşılan şuydu: Kitap fuarları yalnızca yeni yayınların vitrini değil; şiirin, sesin ve ortak hafızanın yeniden kurulduğu mekânlar.
TÜYAP’ın ilk günü bunu fazlasıyla gösterdi. Şiir hâlâ kalabalıkların içinden kendine bir sessizlik yaratabiliyor.
Bir şiir de benden olsun:
Şiirin Geleceği
Şiir bitmez.
Sadece yer değiştirir.
Bir gün bir defterin arka sayfasında,
bir gün kalabalığın ortasında
ansızın duran bir cümlede
yeniden başlar.
Dünya yoruldukça,
şiir daha sessiz ama daha derin konuşur.
İnsan unuttukça,
bir dize hatırlatır.
Gelecek, şiirin sesini kısmayacak.
Çünkü şiir, her çağda
insanın kendine bıraktığı
en son umut notudur.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.