Acıyı, ölümü ve sevgiyi insanlığın ortak hafızasında şiire dönüştüren bir tanıklık
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Ozan, yazar Bedriye Korkankorkmaz 1965 Bingöl doğumludur. Şiirleri, öyküleri, yazıları birçok yazın dergisinde ve gazetede yayınlanır. Yirmiye yakın yapıtı olan yazar, şimdi de “Uykusuz Yüzyıllar” adlı şiir kitabıyla okurlarına ulaşır. Şiirlerinde yalnızlık, acı, ölüm, çocukluk, kırgınlık, sevi, sevgi, hüzün vb. anaduygularla ilgi çeker.

Uykusuz Yüzyıllar-Bedriye Korkankorkmaz, Şiir, İzan Yayıncılık, 2025, 170 s.
Ozan, kırgınlıklarını, hüzünlerini, uykusuz yıllarını yansıtırken şiirinin kanla sulandığını belirtir. “Bir yangını içine gömerek büyürken” barışı destekler. Evlilik dışı çocukları, bacaları hiçbir kış tütmeyen evleri düşünür. Bağlılık, sevgi arar ve kendi yaralarına sığınır. “Oyuncağı olmayan her çocuk/ İçimde kanayan bir vatandır” (s.15) der. Adı silinmiş bir çağda yeniden doğar ve insanlığını açıklar: “…Ben/ zamanın durduğu yerde/ yeni zamanlar yeşertmek için/ bu sessizlikte çiçek açan/ bir insanım” (s.18). Her insanın yaşadıklarının karşılığı olduğunu, duygularını yitiren insanın ayazda kaldığını bilir. Yakılan ormanları, kuşları düşünür. Günümüzde yaşanan olumsuzlara tanıklık eder. İyi bir insan olmanın acısını çeker sürekli.
Ölüm sevileri silemez
Ozan sevdiklerini yitirdiğinde acılarını gömer yüreğine. Kardeşini, arkadaşını, annesini, babasını özlemle anar. “İçine dökülen zaman”dan seslenir yitirdiği annesine: “… adsız bir sonsuzluktu annem/ yaşanmamış yüzyılların sesi/ insanlığın sessiz ortağı/ çocuklarının meleğiydi…” (s.39). Annesi adanmışlığın ermişidir, sesiz kahramandır. Ablası “yedi yapraklı yonca”dır gözlerinden yaşamın aktığı. Ozan, güzel köyünü özler, oraya varmak, orada olmak ister. Annesinin, dedesinin mezarına dokunsa orada var olacağına inanır. Doğduğu yere gömülme isteğini yansıtırken yaşamın bir harman yeri olduğunu bilir. Zamanımızın hastalıklar çağı olduğundan yakınır: “… hastane kapılarında ise/ nefesin fiyatı soruluyor: kaç paraya yaşamak istersin?” (s.50). Günümüzdeki haksızlıkların, adaletsizliklerin getirdiği yıkımları, yaşanan acıları, küskünlükleri duyumsatır. İnsanın kendini arayıp bulmasını ister. İyilikleri, gerçekleri savunur. Toplumdaki karşıtlıklardan yararlanır şiirlerinde. Özgürlükler-zindanlar, geceler-gündüzler, acılar-sevinçler, karanlıklar-aydınlıklar, yokluklar-varlıklar vb. Bir çocuğun gülüşünün kurşunla bölünüşü üzmez mi insanı? Ozan, erken gelen ölümlerin, kendi küllerinde sönen insanlığın, vurulan kadınların acılarını anımsatır. Sevilerini yüceltir: “…bütün sevdaları soyunup/ yalnız sana giyindim/ bir uçurumdan daha derindin/ ben düşerek öğrendim seni sevmeyi” (s.94). Ozan, zamanın kıyısından, benliğin sınırlarından, gerçeğin içinden seslenir insanlığa. Zamanı sustursa da onunla barışmaz: “… zamanla barışmadım/ ona şiir yazıyorum/ gençliğime/ acıyla değil/ suskunlukla baktım…” (s.124). Dizelerini de “puslu şehir sokaklarına/ kırık sevdalardan çizilmiş haritalar” olarak (s.127) nitelendirir. Ölümün yeryüzünden aşkı silemeyeceğine inanır.
Ozan Bedriye Korkankorkmaz “Uykusuz Yüzyıllar” şiirlerinde dünyada yaşanan acıları, sevileri, ölümleri insanlığın penceresinden gözleyerek yansıtır.
(İnsancıl, Şubat 2026)






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.