Toplumlar çoğu zaman açık kötülükten değil, gizlenmiş kötülükten yara alır. Çünkü insan, karşısındaki tehlikeyi gördüğünde kendini korumayı öğrenir. Sert sesi, öfkeli dili, açık düşmanlığı fark eder. Ama aynı sofraya oturup aynı sözcükleri kullananların içindeki taş görünmez olur.

Foto: AI / Haber.dk
Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
Atalar boşuna “Koynunda yılan beslemek” dememiş. İnsan bazen en büyük zararı, en yakınında taşıdığı, kendinden sandığı kişilerden görür.
“Pirincin içindeki siyah taşlardan korkma; beyaz olanlardan kork” sözü tam da bunu anlatır.
Siyah taş bellidir. Ayıklanır. İnsan dişini kırmamak için dikkat eder. Fakat beyaz taş, pirincin içine karışır; masum görünür, saklanır, fark edilmez. En büyük zarar da çoğu zaman oradan gelir.
Bugünün siyasetinde de durum farklı değildir. Demokrasi diyen herkes demokrat değildir. Adalet sözcüğünü en çok kullananlar bazen adaletsizliğin en sessiz ortakları olabilir. Halktan söz edip halkın acısına sırtını dönenler, özgürlük deyip baskı karşısında susanlar, tam da o beyaz taşlar gibidir.
Örneğin bir ülkede gazeteciler tutuklanırken, gençler gelecek kaygısıyla ülkesini terk ederken, işçiler geçim derdiyle ezilirken; kimi siyasetçilerin gene de her şey yolunda görüntüsü vermesi yalnızca bir suskunluk değildir. Bu, gerçeğin üstüne örtü çekmektir. Açık baskıyı uygulayan kadar, o baskıyı olağan gösterenler de toplumun vicdanında ağır bir iz bırakır.
Bir başka örnek de gündelik hayatın içindedir. Kendi çevrenizde herkesin derdini dinleyen, adaletli görünen bir insan düşünün. Ama sıra kendi çıkarına geldiğinde sessizce haksızlığın yanında durabiliyor. İnsanları en çok yaralayan da budur zaten. Kötülüğün yabancıdan değil, tanıdık yüzlerden gelmesi.
Çünkü açık baskı kadar, hatta kimi zaman ondan daha fazla, normalleşmiş sessizlik tehlikelidir. Toplumları çürüten şey yalnızca kötülük değil; kötülüğe alışmak, onu görmezden gelmek, hatta bazen ona nezaket görüntüsü kazandırmaktır.
İnsan ilişkilerinde de böyledir bu. Açıkça kıran insandan çok, dost gibi görünüp içten içe yaralayan tüketir insanı. Yüzüne gülüp arkandan susanlar, bağırarak gelen düşmandan daha ağır iz bırakır.
Bu yüzden artık yalnızca siyah taşları değil, beyaz olanları da ayıklamak gerekiyor. Çünkü bazen en büyük kötülük, en temiz görünenin içinden çıkar.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.