Danimarka ve İsveç’in yeniden kitap ve kaleme yönelmesi, dijital çağda çocukların dikkat ve öğrenme krizine dair güçlü bir uyarı veriyor.

Foto: Haber.dk
Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
Bir dönem ekranlar eğitimin kurtarıcısı ilan edilmişti. Tabletler sınıflara girdi, akıllı tahtalar geleceğin anahtarı gibi sunuldu. Defterin yerini ekranın, kalemin yerini parmak hareketlerinin alacağı söylendi. Teknoloji çağında büyüyen çocukların daha hızlı öğreneceği, daha yaratıcı olacağı anlatıldı.
Ama bugün Avrupa’nın en gelişmiş eğitim sistemlerinden kimilerine sahip olan Danimarka ve İsveç dikkat çekici bir geri dönüşün kapısını aralıyor: Kitaba, kaleme ve yüz yüze eğitime dönüş.
Bu geri dönüş, geçmişe duyulan romantik bir özlem değil. Tam tersine, insan zihninin sınırlarını yeniden keşfetme çabası. Çünkü artık çok daha net görülüyor ki ekran bilgiyi hızlandırıyor ama düşünceyi derinleştirmiyor. Çocuklar bugün daha fazla görüntü görüyor ama daha az okuyor. Daha hızlı kaydırıyor ama daha zor odaklanıyor. Bilgiye saniyeler içinde ulaşıyor ama o bilginin içinde kalmayı başaramıyor.
Oysa öğrenmek yalnızca bilgiye ulaşmak değildir. Öğrenmek; dikkat kurmaktır, sabretmektir, hafıza oluşturmaktır. Bir cümlenin altını çizmek, bir sayfanın kenarına not düşmek, öğretmenin gözlerine bakarak düşünmeyi öğrenmektir. Çünkü insan zihni yalnızca hızla değil, ilişkiyle gelişir.
Bugün birçok öğretmen aynı soruyu soruyor. Çocuk gerçekten öğreniyor mu, yoksa yalnızca ekrana maruz mu kalıyor? Teknoloji çağın gerçeği. Kimse matbaadan sonra mağara duvarlarına dönmeyi önermiyor. Ancak modern dünyanın en büyük yanılgılarından biri, her yeni teknolojiyi otomatik olarak ilerleme sanması oldu.
Oysa bazen ilerleme, kaybettiğin şeyi yeniden hatırlamaktır. Belki de bu yüzden kuzey ülkelerinden yükselen sessiz uyarı yalnızca eğitimle ilgili değil; insanın geleceğiyle ilgili. Çünkü ekranlar büyüyor ama dikkat küçülüyor. Veri çoğalıyor ama düşünce sığlaşıyor. Çocuklar bilgi çağında büyüyor ama derinlik çağını kaybediyor.
Bir toplumun çöküşü bazen kitapların yasaklanmasıyla değil, yavaş yavaş okunmamasıyla başlıyor. Teknoloji eğitimin aracı olabilir ama insanın yerini alamaz. Eğitimin merkezinde ekran değil, insan olmalı.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.