Halit Ünal, Almanya’da sosyal danışman olarak çalıştığı yıllarda tanık olduğu kaçak işçilerin, parçalanmış ailelerin ve gurbetçilerin yaşam mücadelelerini anlatıyor. Yazarın anılarından oluşan kitap, göçün zorluklarının yanı sıra Almanya’daki Türk edebiyat çevresinin oluşumuna da ışık tutuyor.
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Yazar Halit Ünal 1951 Zara doğumludur. 2024’te aramızdan ayrılır. 1971’de Dövizsiz Özel Öğrenci olarak Almanya’ya gider. 1977-1989 yılları arasında Türkdanış’ta Sosyal Danışmanlık yapar, Sosyal Psikolog olarak da çalışır. Şiir, öykü ve anılarını Almanca yazan Ünal, “Almanya Nere, Zara Nere” yapıtında Almanya’daki anılarına yer verir. Almanya’da 64 yılda Türkçe bilmeyen bir kuşak yetiştiğini belirtir.

Almanya Nere, Zara Nere-Halit Ünal, Anlatı, Kora Yayın, Haziran 2026, 204 s.
Bu yapıtındaki anılar, bir Türkdanış’ın anılarıdır. İşyerine gelen kaçak Türk işçilerine yardım ederek onların Almanya’da kalmalarını sağlar. Adıgüzel de onlardan birisidir. Eşinden boşanmış olup yeniden bir Alman’la evlenirse orada kalacağını öğrenir. Yardım isteyen bir başka çaresiz ailenin vergi beyannamesini doldurur. Ancak aile, beyannamede değişiklik yapınca mahkemeye verilir, yazar aklanır. Yardım etse de başına olmayacak işler gelir, korkutulur vb. Yazar, anılarıyla ilgili anlamlı saptamalar yapar: “Yaşlandıkça anılarımız da bir o kadar eskiyor zihnimizde, tozlanıyor. Ama unutulamayan arada bir ortaya çıkan toz tutmaz olaylar da yok değil hayatımızda…” (s.52). Dilaver’in yaşadıklarını unutamaz. Almanya’ya kaçak gelip iş bulur. Yurda gittiğinde komşu kızla evlendirilir. Almanya’ya dönerken eşi için izin alamaz ve onu arabanın bagajında kaçak götürürler. Danışman olan yazara gidip yardım ister. Dilaver’in kötü olayları bitmez.
Türk Danış Bürosu’na başvuran işçilerin durumunu ne güzel anlatır yazar: “Kapının önü ana baba günüydü; kadınlı erkekli, yanık yüzlü, kimisi hâlâ yazlık memleket giysileri içinde şortlu, tişörtlü, kimisi hemen, daha döner dönmez bu soğuk ülkeye, sırtına kışlık ceketini geçirmiş bekleşiyorlardı…” (s.73). İçeriye çat kapı giren Hubuyar Efendi, sağlık raporunun Almancaya çevrilmesini ister. İşinin olması için söyleşirken yalan söylemekten de çekinmez. Kasabadaki Dr. Şinasi Moran’dan iyi haberler verirken ölmüş olduğunu gizler vb. Durmuş’un öyküsü de uzundur. 10 ülke, 23 kent gezerken Almanya’ya niçin geldiklerini de sorgular. Sekiz otobüs Türk işçisiyle Almanya’ya gelişlerini, sığınışlarını, kaçışlarını, sınır dışı edilip yeniden gelişlerini anlatır. Durmuş, yazarın kasabasından Sivas-Zara’dandır. Yazar, kasabaya gittiğinde onu buldurur, hasta yatağında onun kaçak olarak yaşadıklarını dinler, kayıt eder. Bu uzun öykü yanı zamanda Almanya’ya kaçak olarak giden tüm işçilerin acıklı öyküsüdür.
Almanya’da Türk Yazarlar Grubu
Yazar, Iğdırlı Mehmet Karatay’ın yaşamına yer verir. Yaşını iki yaş büyütüp işe girdiği gibi küçük yaşta askerlik yapar. İlk eşi kısa sürede ölünce ikinci evliliğini asker arkadaşının kız kardeşiyle yapar. İETT’de çalışır, arkadaşı Eşref’le Almanya’ya işçi olarak gider. 24 yılını Almanya’da geçirir. Orada yabancıların sevilmediğine tanık olur.
Yazar, Almanya’da 12 bin memleketliye karşılıksız yardım ettiğini belirtir. Türk öğrencilerin durumuyla da ilgilenir. “Biz Türkiye’den Gelen Yabancılar” kitabını hazırlar. Fakir Baykurt’la tanışır. Ona şiir dosyasını gönderir, beğenilince de mutlu olur. “Beni İki Gözünle Gör” adıyla şiir kitabı basılır. Paris gezisinde otobüste buluşurlar, eşi Muzaffer Baykurt’la da tanışır. 1986’da birlikte Türk Yazarlar Grubu’nu kurarlar. Türk yazarlardan Duran Yılmaz’ı, Salih Mercanoğlu’nu, Fethi Savaşçı’yı, Vedat Türkali’yi, Moskova’dan Nâzım Hikmet’in eşi Vera’yı vb. ağırlarlar. Türkler Almanlar’ı, Almanlar Türkler’i sevmez, aralarında uyumsuzluk vardır. Almanlar, seçimlerde yabancılar politikasını kullanır. Hitler faşizmi döneminde de işçiler, “Sürgün işçiler”, “Yabancı işçiler” olarak anılmışlardır.
Yazar Halit Ünal, Almanya Nere, Zara Nere yapıtında, Almanya’nın Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemediğini de vurgular. Ayrıca aydınların topluma borçlu olduğu gibi toplumun da aydınlara karşı borcu olduğunu belirtir.
(Birgun.net, 28.09.2026)





























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.