HABER

Aynı tas aynı hamam

Bir aylık tatilden sonra yaz aylarının güzelliğinden, özlemini çektiğimiz sıcaklardan, tatilden, kısacası sizleri gülümsetecek güzel bir yazıyla dönmeyi arzu istemiştim bu yazımda. Ama çevremizde, ülkemizde, dünyamızda içimizi karartacak, canımızı sıkacak o kadar çirkin olaylar cerayan ediyor ki, güzel şeyler yazmayı bir başka zamana bırakıyorum.

Ama içinizi daha da karartmak istemiyorum, o nedenle sizlere daha çok içinde yaşadığınız bu toplumdan, bu ülkeden ve sizleri de yakından ilgilendiren siyasi kararlardan sözetmenin gerekli olduğunu düşünüyorum.

İktidarın büyük ortağı Sosyal Demokratların geçtiğimiz haftalarda hazırladığı bir projenin analizini yapmak istiyorum.

Sosyal Demokrat dört bakan geçenlerde devletin daha da güçleneceği, liberalleşmenin ve özelleştirmenin önünün kesileceği yeni bir proje ile geldiklerini açıkladılar. Sözü edilen projede, ana hatlarıyla ilköğretim okullarının iyileştirilmesinden, eğitimin kalitesinin artırılmasından, sağlık sektörünün yenilenmesinden, özelleştirmenin önüne geçilmesinden, istihdamın artırılmasından ve de devletin güçlendirilmesinden sözediliyor.

Kulağa çok hoş geliyor değil mi!

Projeye okuyunca acaba sosyal demokratlar köklerine geri mi dönüyorlar diye düşünmeye başladım.

Ama nerede…!

Bu projeyle hiç de öyle sanıldığı gibi refah sistemine geri filan dönülmüyor. Yıllardır yürütülen havuç-sopa politikalarına kaldığı yerden devam ediliyor. Havuç küçüldükçe küçülüyor, gösterilen sopa da gittikçe büyüyor.

Geçen yılki genel seçimlerde tarihi bir oy kaybına uğrayan Sosyal Demokratlar’ın kan kaybı halen devam ediyor. Son kamuoyu yoklamaları partinin tarihi bir düşüşte olduğunu gösteriyor.

Bunun tabii ki bir çok nedeni var. Bunların başında da, seçim kampanyalarında verilen vaadlerin hiç birinin yerine getirilmemesi geliyor.

Sendikaların işsizlik parası kurallarında değişikliğe gidilmesi yönündeki baskılarını ve de Sosyal Demokratların başını çektiği yeni merkez-sol koalisyon hükümetinin, daha önceki merkez-sağ iktidarın 10 yıllık politikalarını değiştirememesini de gözönünde tutarsak bu kan kaybı devam edecektir.

Parti tabanından partinin üst yönetimine yönelik büyük bir baskı sözkonusu. O hale geldi ki, önümüzdeki yıl sonbaharda yapılacak yerel seçimler parti tabanını şimdiden endişelendirmeye başladı ve yerel yöneticiler çok kötü bir seçim çıkaracaklarından korkuyorlar.

İşte durum böyleyken, partinin dört önemli bakanı, parti tabanını biraz rahatlatabilmek ve de partiyi bir arada tutabilmek için yeni bir projeyle halkın karşısına çıktı.

Ülkenin günlük Politiken gazetesinde bu projeyi kaleme alan dört bakanın projede, bir taraftan kapitalist sistemi, serbest piyasa ekonomisini, özel mülkeyetin korunmasını yüceltip, AB Mali paktında yeralıp ve de AB’nin serbest piyasa ekonomisi kurallarına sadık kalacağını vurgularken, aynı zamanda devleti de güçlendireceğini belirtmesi tuhaf geliyor insana.

Bir taraftan ‘Güçlü Devlet’ deniliyor, diğer taraftan ise serbest piyasa ekonomisine toz kondurulmuyor. AB yasalarına ve küresel anlaşmalara uyulmakla birlikte azami destek verilmesinden sözediliyor. Dikkat ederseniz, projede daha iyi çalışma ve yaşama koşullarının sağlanabilmesinin serbest piyasa ekonomisine bir bedel getirmemesi uyarısında da bulunuluyor.

Krizin büyümesinde bütün suç finans sektörüne yıkılıyor, liberalizm ile bundan önceki merkez-sağ hükümet eleştirilerin hedefi oluyor. Ama nedense finans sektörüne ne gibi yaptırımlar getirileceğinden söz edilmiyor, bu sektör vergilendirilmiyor, sadece bu sektörün regule edilmesi ile ilgileniliyor. Ülkedeki zenginlerden neden yüksek vergi alınamasının argümantasyonu üretiliyor. Ama içinde bulunduğumuz bu düzende ne AB kuralları, ne de küresel anlaşmalar sermayeye dokunabiliyor.

Aslında sosyal demokratlar, AB tarafından önerilen yeni liberal politikaların savunuculuğunu yapıyorlar. Zaten o yüzden temel refah hizmetlerinden faydalanılamayacağı uyarılarında bulunuyorlar, sağ partilerle yaptıkları anlaşma gereği refah sistemini daha da törpülemenin yoluna gidiyorlar.

Daha önceki sağ hükümetin 10 yıl boyunca yarattığı eşitsizliği gidereceğiz derlerken, daha çok eşitsizliğin yaaratılacağı projelere imza atıyorlar.

Kısacası bu proje havası alınmış balondan başka bir şey değil ve Sosyal Demokratları kan kaybından kurtarmayacak.

Cengiz.kahraman@haber.dk

by
Exit mobile version