Gazeteci Tufan Türenç, Abdi İpekçi’den Çetin Emeç’e uzanan meslek yaşamını anlatırken, Babıâli’nin altın yıllarından günümüz medyasına uzanan değişimi tanıklıklarıyla değerlendiriyor.
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Gazeteci, yazar Tufan Türenç 1945 Bursa-Yenişehir doğumludur. Gazetecilik Yüksek Okulu’nu bitirir ve Abdi İpekçi’nin desteğiyle gazeteciliğe polis muhabiri olarak başlar. Güneş ve Hürriyet gazetelerinde çalışır. 2017’de 49 yıl yaptığı gazetecilikten emekli olur. “Babıâli’nin Öteki Yüzü” gazetecilik anılarından, değerlendirme yazılarından oluşur. “Bizim Yokuş” denilen Babıâli, 1990’a kadar Sirkeci-Divanyolu arasındadır. 1980’den sonra Bağcılar’a taşınır. Dostluk ve düşmanlığın iç içe olduğu bir yerdir. Yazar, gazeteci olmanın güçlüklerini anlatır.

Babıâli’nin Öteki Yüzü-Tufan Türenç, Anı-Değerlendirme, Remzi Kitabevi, 2. Basım, Ekim 2018, 320 s.
Yazar, Milliyet’te başladığı gazeteciliğini, Ercüment Karacan, Abdi İpekçi, Faruk Demirtaş’la olan ilişkilerini, askerlikten sonra kadroya alınışını ayrıntılarıyla yansıtır. Heybeliada’da İsmet İnönü-Ecevit buluşmasını izleyip yazar. 1973’te oy patlamasını, anarşinin yayılmasını değerlendirir. İsmet İnönü’nün THK’deki bir lira açığı nasıl buldurduğuna tanık olur. Atatürk’ün “Yolsuzluğun küçüğü, büyüğü olmaz” sözünü anımsatır. 1971 Muhtırası, aydınların yargılanması izlediği olaylar arasındadır. 1972’de Ecevit’in CHP Genel Başkanı olması umut yaratır. CHP-MSP koalisyonu döneminde, Kıbrıs Çıkarması’nın ayrıntılarına yer verir. 01 Şubat 1979’da Abdi İpekçi öldürülür. Milliyet, Aydın Doğan’a satılır. Yazarlar Milliyet’ten ayrılır. Tufan da Güneş’e geçer. ANAP desteklendiği için oradan ayrılır Hürriyet’e geçer, Çetin Emeç’le çalışır. Orasının ayrı bir dünya olduğunu, Erol Simavi’nin jestlerini sevdiğini söyler. Çetin Emeç görevden alınınca yerine Rahmi Turan getirilir. Çetin Emeç, Suadiye’de evinin önünde 07 Mart 1990’da öldürülür. Hürriyet de Aydın Doğan’a satılır. Gazeteler el değiştirdikçe yazı kadroları da değişir. Gazetelerin yeni patronları iktidara, AKP’ye yakınlaşır.
Gazeteci gözüyle Türkiye’de demokrasi
Tufan Türenç, gazetecilik yaptığı yıllarda tanık olduğu olaylara ayrıntılarıyla yer verir: Refik Erduran’ın Nazım Hikmet’i deniz motoruyla kaçırması, Simavi Ailesi’ne ve Hürriyet’e atılan iftira (Yahudi sermayesiyle çıktığı), Özal’a suikastın ayrıntıları, Cahide Sonku’nun yaşamına tanıklığı, Vehbi Koç’un salı toplantıları, Cumhurbaşkanı Demirel’in Çankaya çağrıları, Başbakanken yaptığı gaf (Hamsi kavağa çıkarsa Mesut Yılmaz o zaman başbakan olur.), Halit Kıvanç, Bedii Faik, Yılmaz Çetiner vb. gazetecilerle ilişkileri, Celal Bayar’ın, İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarına değini, Oktaş Ekşi’nin otomobilinin çalınması, Emin Çölaşan ile Kurthan Fişek’in şakalaşmaları, Mafya Babası Oflu Hasan’ın kumar salonu, 12 Eylül öncesi ordunun uyarı mektubu, Cüneyt Arcayürek’in başarılı gazeteciliği, Kastelli olayının içyüzü, Rahmi Duman’ın oğlunun para için kaçırılması vb. değindiği konulardan bir kaçıdır.
Tufan Türenç, Erhan Akyıldız ile birlikte Abdi İpekçi’nin kitabını hazırlar. Adını da “Gazeteci” koyarlar. Kitap büyük ilgi görür. Yaşar Kemal de beğenenler arasındadır. Geçmişte ve günümüzde “Şantajcı gazeteleri” de tanıtan Türenç, “Türk Medyasının Halleri”ni de değerlendirir. Tipo, elektronik dizgi ve bilgisayar sistemleriyle olan değişimleri yansıtır. Bugün medyanın yüzde doksanının iktidardan yana olduğunu, 2011’den sonra baskıların daha da arttığını, yandaş basının ise güçlendiğini, basın özgürlüğünün kalmadığını anımsatır. Televizyonların da aynı sıkıntıları yaşadığını, yüzde seksen beşinin iktidar denetiminde olduğunu vurgular. Kitabın son tümcesi her şeyi özetler: Ne yazık ki demokrasi Türkiye için çok çok gerilerde kaldı… (s.314).
Gazeteci, yazar Tufan Türenç “Babıâli’nin Öteki Yüzü” kitabında, 1950’lerden günümüze gazetecilik, basın, yazarlık konularını, anılarıyla birlikte yansıtırken Türkiye’nin bugün nereye geldiğini de gösterir.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.