Ahmet Telli’nin ardından… Bir kuşağın dizelerinde büyüdüğü, sesiyle umut bulduğu, dostluğuyla iz bırakan büyük bir şaire kişisel bir veda.

Fuat TALAY
Ah Ahmet abi..
Gidişinde, şiirlerin gibi buluşturdu bizleri, binleri… Bugün, şiirin kalbi duralı, kelimeler öksüz kalalı birkaç gün oldu. Benim ve benim gibi birçok kişinin, senin yokluğunu düşündükçe kalbinin ağrıdığı, yüzünü bir hüzün bulutunun sardığı, içimize işlemiş birkaç dizenin aklımızdan kalbimizden geçtiği, dilimizden döküldüğü bir dönemdeyiz.
Ben seni tanıdığımda 12-13 yaşlarındaydım. Abimin kitapları arasındaki Saklı Kalan, çocukluğumun ilk şiir kitaplarından biri olmuştu. Sonrasında Çağdaş Türkü ve daha birçok grup ile müzisyenin bestelediği şiirlerin hep başucu şarkılarım, şiirlerim oldu. 90’ların sonlarında İstanbul’un öğrenci evlerinde sabahlara kadar birbirimize senin şiirlerini okur ya da senin o mükemmel Türkçenle seslendirdiğin, Peter Gabriel’in müziğiyle inanılmaz bir uyum yakalamış şiir kasetini defalarca başa sarıp dinlerdik. Her cümlesi beynimize, yüreğimize işlerdi.
Sen bizim kuşak için sadece bir şair değil; bir dönemin hafızasını, duygusunu taşıyıp bize anlatan, öğreten abimizdin. 80 döneminin yaşanmışlıklarını, acılarını, kaybedilmiş mücadelelerin hüznünü, yine de geleceğe dair umudu bizlere aktardın. Bizler için “yenilmiş ama teslim olmamış bir ruh hâlini” temsil ettin. Politik ajitasyondan çok, bizlerin iç dünyasına seslendiğin; aynı şiirin içinde aşkı, kavgayı ve umudu büyüttüğün dizelerinle, bizler solun hangi tarafında olursak olalım hepimizi aynı şiir bulutu altında birleştirdin. İşte bugün de seni sonsuzluğa uğurlarken yine böyle bir şiir bulutu altında buluştuk hep birlikte…
Seninle ilk defa, benim sürgün yıllarımı geçirdiğim Kopenhag’da, 2013 yılının Ocak ayında görüştük. Sevgili dostlarımız şair Niels Hav ve Hüseyin Duygu’nun düzenlediği şiir akşamında sen şiirlerini okudun, ben de senin şiirlerinden bestelenmiş eserleri seslendirdim. O programdan iki gün önce bir ameliyat geçirmiştim ve aslında yataktan kalkmamam gerekiyordu. Ama seninle tanışma şansını kaçıramazdım; sana söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ki… O programa geldim, tanıştık, çok güzel bir akşam geçirdik. İyi ki de tanıştık… Hayallerimin şairiyle dost olduk.
Ara ara bu programı keşke Türkiye’de de birlikte yapsak diye konuştuk. Hatta Van’a gitmeyi bile düşünmüştük; olmadı. Son buluşmamız geçen Ocak ayında yine Kopenhag’da, soğuk İskandinav havasını şiirlerle, şarkılarla ısıttığımız bir akşamda oldu. Seni yolcu ettiğimizde Antalya’da görüşmek, senin sesinden yeni şiirlerini kayıt altına almak ve eski iki albümü dijital platformlara aktarmak için sözleştik. Ama maalesef, gittikten kısa bir süre sonra yakalandığın hastalık ve tedavi süreci buna izin vermedi.
Sen şimdi gittin belki ama şiir, gerçek şairlerini uğurlamaz abi; onları her okuyuşta yeniden yaşatır. Eksikliğini her daim hissedeceğiz ama seni hiç unutmayacağız.
Hoşça kal..






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.