Sadri Ertem, Anadolu’da yoksulluk, inanç ve başkaldırının iç içe geçtiği sarsıcı bir köy hikâyesi anlatıyor
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Gazeteci, siyasetçi, yazar Sadri Ertem (1898-13 Kasım 1943) gazetecilik, öğretmenlik yapar, öyküler yazar. Çıkrıklar Durunca romanında Osmanlı’nın son yıllarında Anadolu’da yaşayan insanların geçim savaşımını yansıtır. Olaylar Gerede’nin bir Alevi köyü olan Adaköy’de geçer. Koca Ömer’le eşi Dudu’nun evinden sesler gelir. Kara Süleyman’la karısı eve girer. Erkeksi kadın olan Esma Bacı da gelir. Dudu’nun ermiş olduğu duyurulur. Köylü yoksuldur, vergilerden bezmiştir. Mısır koçanı, meşe palamudu ezerek ekmek yapar. Ömer’le Dudu’nun evine nur indiği duyurulur çevrede ve Ali’nin türbesi olduğu söylenir. Ev yıkılır ve türbe yapılır. Asker kaçakları da duyar. Köylü umutlanır. Çıkrıklar yine işleyecektir. Ali, imdatlarına yetişir bir bakıma. Çevre köyler de Adaköy’e gelir, adaklar getirir.

Çıkrıklar Durunca-Sadri Ertem, Günümüz Türkçesi: Serdar Soydan, Roman, İthaki Yayınları, Aralık 2021, 230 s.
Uzaklardan Hasan gelir Ömer’in yanına. Ömer Dayı ona köyde olanları anlatır. Hasan, yıllar önceki sevdiği Hatice’yi arar. Hatice kaçırılmış, ırzına geçilmiş, perişan haldedir. Onu çeşme başında görüp her şeyi öğrenir. İkisi kaçarken halk kışkırtılır üzerlerine. Saklanıp kurtulurlar. Aç yaşarlar kırlarda. Kentteki esnaf Sıddıkzade Ali’yi unutamaz Hatice. Onun asılmasını isterken kendisi işkence izlerinden ölür. Hasan, köyde açılan dergâha girer ve İl Meclisi üyesi olan Sıddıkzade Ali’den Hatice’nin öcünü almaya uğraşır. Sıddıkzade Ali, köylülerin tiftiklerini önceden borç vererek bağlar. Köylülerin her şeyini alır, kendine bağımlı duruma getirir. Stayvers ve Tompson’la işbirliği yaparak Anadolu’daki tiftik keçilerini toplar. Keçi ticareti de yapar. Köylülerin yünlerini almayınca köylü aç kalır. İstanbul’dan getirttiği kumaş ve patiskaları satar. Ömer ile Hasan İstanbul’a gidip çare arar, bulamaz. Köylüler çıkrıklarını bırakıp kentlerde iş arar, ancak çözüm değildir. Hasan, İstanbul’da duyduğu sözü ilke edinir: “Ölmemek için öldüreceksin”. Ve savaş başlar.
Köylünün başkaldırısı
Dergâhta toplanan köylüler türbeden yardım umar. Çıkrıklar çalıştırılır, Hızırlar Heyeti güçlenir. Vali, jandarma baskısıyla çıkrıkları durdurunca Kastamonu ve çevresinde bir kalkışma, başkaldırı başlar. Esma kadın, Selman’ı (Şakir) kumandan yapar Zülfikâr ordusuna. Yaptırılan sancaklarla hareket ederler. Bolu hapishanesindeki mahpuslar serbest bırakılır. Köylüler, fabrika kumaşlarını toplayıp yakar ve çıkrıkların yeniden çalıştırılmasını sağlar. İsyanı bastırmak için İzmit ve Adapazarı’ndan askerler gönderilir. Pazvantoğlu 270 atıyla Zülfikâr ordusuna katılır, Devrek basılır. Öşür, vergi, askerlik kaldırılır. Pazvantoğlu’nun kardeşi Süleyman, Vali’nin isteğiyle gelip isyanın bırakılmasını, teslim olmasını söyler. Esma ile Dudu ise peygamberlik yarışında birbirine düşer. Pazvantoğlu, Mengen’den çıkıp teslim olur, bağışlanır. Adaköy’de bulunan Hasan, Sıddıkzade’nin peşine düşer ve evini ateşe verip yakarak öldürür onu. Askerler dergâhı kuşatır. Köylüler son kişi kalıncaya kadar vuruşur, ölürler.
Yazar Sadri Ertem, “Çıkrıklar Durunca” romanında Anadolu köylüsünün umarsızlığını, yaşama tutunma savaşımını anlatır. Umarsız olan köylüler türbeye, türbedeki peygamberlik savında olanlara umut bağlar ve yok olurlar. Kentteki egemen güçler de onları besleyen esnaf takımına destek olur, köylüyü ezer.





























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.