HABER

Danimarka benim ikinci vatanım

65 yaşındaki Günay, Danimarka’ya 1984 yılının Nisan ayında gelmiş. Türkiye’de hemşirelik üzerine tamamladığı yüksek eğitimden sonra İstanbul’da baş hemşire yardımcısı olarak kısa bir süre çalıştıktan sonra yaklaşık yedi yıl sağlık meslek lisesinde öğretmenlik yaparak bir çok hemşire yetiştirmiştir.

Burada aldığın eğitim ve yaptığın ilk iş ile başlayalım

– Danimarka’ya gelip oturumumu alır almaz dil kursuna başladım. 10 ay gittiğim bu kurstan sonra da calışmaya başladım. Ayrıca daha sonra tercümanlık eğitimi de aldım.

Danca’mı geliştirmek için gönüllü olarak üç ay bir yuvada çalıştım.1986’da Sankt Lucas Stiftelsen’de 1,5 yıl hemşire yardımcılığı yaptım.Çünkü Danimarka benim hemşirelik diplomamı onaylamak için özel bir kursa tabii tutulmamı istedi, fakat hiç bir hemşirelik okulu benim için kısa bir kurs açmak istemedi. Onun için Danimarka’da otorizasyon alamadım. Sağlık personeli, tercüman, sağlık danışmanı ve benzeri sıfatlarla hastahanede, sağlık merkezlerinde çalıştım.

İlk yılların zorlukları:

– En başta tabii dil geliyor. Eğer iş hayatına, toplumsal hayata katılmak ve kendini geliştirmek istiyorsan bulunduğun ülkenin dilini öğreneceksin. İkinci  zorluk ise sanırım iyi bir iş bulmak.

Ben hiç işsiz kalmadım ve iş hayatında kendimi geliştirmek ve sağlık alanındaki yenilikleri takip edebilmek icin kendi mesleğimle ilgili sayısız kurslara katıldım, diplomalarım halen bir klasör dolusu evde duruyor.

– Ben Danimarka’ya göçmen işçi olarak gelmedim. Cenevre konvensiyonu kapsamında önce eşim ve ardından ben politik göçmen olarak bu ülkeye geldik. Yeni bir ülkeye zorunlu olarak gelişin kendine özgü sorunları var… Kendi ülkendeki aile, arkadaşlarından uzaklaşmak ve siyasi mücadeleden kopmak cok ağır…Dilini, kültürünü anlamadığın bir ülkede yeni bir yaşam kurmak başlı başına bir sorun. Burada kaç yıl kalacağız, Türkiye’nin durumu ne olacak gibi konuları düşünürken geleceğimizi göremiyor, buraya dair bir plan yapamıyorduk o vakitler. Bu da diğer bir sorundu.

Danimarka’ya gelirken ne tür beklentilerin vardı?

– Dönmeyi düşündügümüz için, bu ülkeye gelirken kişisel olarak fazla beklentim yoktu. Ailemizin birleşmesi, Türkiye’deki cuntanın gitmesi ve kısa süre sonra ülkemize geri dönmek ilk yıllardaki başlıca beklentilerimdi. Faşist cuntanın devrileceği zamana kadar olan bekleme süresini Danimarka gibi güvenli bir ülkede geçireceğimizden hoşnuttuk.

Tabii, işler düşündüğümüz gibi gitmedi, ülkemize dönüş her gün biraz daha hayal olmaya başladı. Artık hayatımızı Danimarka’da sürdürmek zorundaydık. Dil öğrenmek, toplumsal hayata katılmak, Danimarka halkıyla birlikte demokrasinin kazanımlarına sahip çıkmamız gerekiyordu. Kendini geliştirdiğinde toplum içinde sana bir yer açılıyor ve uyumun da kolay oluyor, ben uyumda çok zorluk çekmedim.

Burada artık kapitalist de olsa sistem öylesine oturmuş ki, emekçiler bir çok haklarını almış, insanların sokağa çıkıp mücadele edecek sebebi kalmamış gibi sanki diye düşünüyordum. Hatta aramızda şöyle şakalar yapıyorduk,’ancak bira fabrikaları kapanırsa insanlar sokağa dökülür burada’.

Tabii ki sert bir sınıf mücadelesinden gelmiştik, böyle bir rahatlığa alışık değildik.

Bu içine yeni girdiğin kültürde seni şaşırtan şeyler oldu mu?

Olmaz mı…Danimarka’ya geldikten 2-3 hafta sonra ilk şaşırtıcı deneyimimi yaşadım: 1 Mayıs’a katılmak için DKP bayrağı altında hevesle Fælledpark’a gittik. 

Biz Fælledpark’ta büyük, coşkulu bir siyasi hareket beklerken, kadınların eteklerini kaldırıp ya da pantolonlarını indirip kenarda çiş yapmaları çok tuhafıma gitti. Her ne kadar kadın mücadelesinden gelmiş olsam da toplumsal baskı, tabular bizi de etkilemiş demek ki… Şaşırmıştım bir kadının erkekler gibi orta yerde, herkesin gözü önünde çiş yapmasına. İkinci şaşırdığım nokta da herkesin bira içmesi….Büyük bir hayal kırıklığına uğradıgımı hatırlıyorum; işçi sınıfı, çelik disiplin neredeydi… Böyle 1 Mayıs kutlaması mı olurdu?

Türkiye’de o sırada toplantı ve gösteri yasağı vardı ve genel olarak 1 Mayıslar dehşetli olaylı geçer ve yaralanmalarla sonuçlanırdı. İstanbul’da 1 Mayısı barışcıl bir şekilde kutlamak neredeyse bir düştü, bir devrimdi;  burada ise tam tersine bir rehavet, kutlama ve apolitik tutum!

Ama ilk geldiğim yıllardaki genel grevi de beni olumlu yönde şaşırtan bir örnek olarak eklemeliyim. 40 saatlik haftalık calışma süresinin 37 saate düşürülmesi için bütün çalışanların nasıl birlik olup mücadele verdiklerini de yine Danimarka’da gördüm. Birlikte mücadelenin sonucunu almak harika bir duyguydu, çok hoşuma gitmişti, demek ki Danimarka işçi sınıfı bütün bu refahı, sosyal devlet olmayı mücadele sonucunda elde etmişti. Ama ne yazık ki günümüzde genel olarak kazanımlar yavaş yavaş kısıtlanıyor.

 Buraya geldiğinde tanıdık bir çevren var mıydı?

Evet, Kopenhag’a geldiğimde partili arkadaşlarım vardı.

Danimarkalı yakın bir arkadaşın var mı?

Evet var, Danimarkalı da var, benim gibi başka ülkelerden gelip burada yaşayanlar da var.

Danimarka’nın sevdiğin yanları:

– Artık 36 yıldır Kopenhag’da yaşıyorum ve Danimarka benim ikinci vatanım. Buradaki demokrasi anlayışını, insana saygıyı ve eğitim ile sağlık sisteminde oturtulmuş eşitliği beğeniyorum. Dürüstlük, iş ahlakı ve insan haklarına duyulan saygıyı da eklemem gerek.

Çocuklarım burada üniversite eğitimi aldı, güzel insani değerler kazandı ve iyi birer meslek sahibi oldu.

Eğer bir gün huzurevinde yaşayacak isem, bunun Danimarka’da olmasını tercih ederim.

Türkiye’den özlediğin şeyler nedir: 

Türkiye’deki insan ilişkilerini, ailemi, iklimi, Akdeniz insanının sıcaklığını hep özlemişimdir, ama şimdi sık sık gidip gelebiliyorum. Eskiden 1980’ler öncesi Türkiye’deki politik yaşantımı, arkadaşlarımla geçirdiğimiz insan hakları için mücadele yıllarını, paylaştığımız güzel günleri hatırlar ve Türkiye’yi çok özlerdim. Ama artık yeni emekli biri olarak yılın bir kısmını Türkiye’de, bir kısmını da Danimarka’da geçirme şansım var. O yüzden Türkiye’den özlediğim pek bir şey yok şimdilik.

Gelecek için bir arzun var mı:

Şu andaki yaşantımdan memnunum, Türkiye’de bir demokratik yapının oluşması, insanların özgür ve güven içinde yaşaması gelecek için en büyük isteğimdir.

meral@haber.dk

by
Exit mobile version