Grönland tartışmaları ve Ukrayna-Rusya savaşı sürerken Başbakan Mette Frederiksen erken seçim kararı aldı. Anketlerde kızıl blok önde görünse de hükümet denklemi hâlâ belirsiz.

Foto: AI üretimi/ Haber.dk
HABER.dk
KOPENHAG – Danimarka, uluslararası krizlerin tam ortasında seçim sürecine giriyor. Ukrayna-Rusya savaşı ve son dönemde yeniden alevlenen Grönland tartışmaları sürerken Başbakan Mette Frederiksen, 24 Mart’ta genel seçime gidileceğini açıkladı.
Frederiksen, “Önümüzdeki dört yılın yönünü seçmenler belirleyecek” diyerek kararı kamuoyuna duyurdu. Böylece Danimarka resmen seçim sürecine girdi.
Normal şartlarda parlamento seçimlerinin en geç bu yıl Ekim ayında yapılması gerekiyor. Ancak hükümet seçim takvimi öne çekerek siyasi inisiyatifi seçmene bırakma kararı aldı.
Parlamentoda yaptığı konuşmada önümüzdeki dört yılın yönünü seçmenin belirleyeceğini vurgulayan Başbakan Frederiksen, sağ ve sol partilerden oluşan merkez bir koalisyon hükümetiyle devam etmeye açık olduklarını da net şekilde ifade etti.
Seçimin ana gündemi: Vergi ve emeklilik
Sosyal Demokratlar seçim kampanyasına iddialı vaatlerle giriyor. Parti, servet vergisi getirmeyi öneriyor. Buna göre nüfusun yüzde 1’inden azını etkileyecek yeni vergi modeliyle yıllık 6 milyar kron gelir hedefleniyor. Elde edilecek kaynağın devlet okullarında sınıfların en fazla 14 öğrenciyle sınırlandırılması için kullanılması planlanıyor.
Parti ayrıca değeri 1 milyon kronun altındaki konutlar için emlak değer vergisinin kaldırılmasını savunuyor.
Bir diğer kritik başlık ise emeklilik yaşı. Frederiksen, otomatik artan emeklilik yaşına yeniden destek vermeyeceklerini ve mevcut refah anlaşmasının müzakereye açılacağını daha önce açıklamıştı.
2019’dan bu yana başbakanlık görevinde bulunan 48 yaşındaki Frederiksen, önce tek parti azınlık hükümetiyle, ardından Lars Lokke Rasmussen ve Troels Lund Poulsen ile kurulan merkez koalisyonla görev yaptı.
Görev süresi; pandemi, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı ve ABD’de Donald Trump’ın Grönland çıkışı gibi olağanüstü krizlerle geçti.
Bu seçimde de hem mavi bloktaki sağ partiler hem de Sosyal Demokratlar yabancılar politikasını kampanyalarında öne çıkaracak.
Kızıl blok önde, ancak çoğunluk belirsiz
Muhalefetteki Liberal Sol Parti (Radikale Venstre), Sosyalist Halk Partisi (Socialistisk Folkeparti), Birlik Listesi (Enhedslisten) ve Alternativet, kızıl-sol partilerden oluşan bir hükümet kurulmasından yana.
Son kamuoyu yoklamalarına göre kızıl blok 87 sandalyeyle önde görünüyor. Ancak 179 sandalyeli parlamentoda bu sayı tek başına iktidar için yeterli değil.
Mevcut merkez hükümeti oluşturan Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen liderliğindeki Moderaterne’nin (Ilımlılar) oylarını artırabileceği konuşuluyor. Buna karşılık Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Troels Lund Poulsen’in liderliğini yaptığı Venstre’nin oy kaybı yaşayabileceği öne sürülüyor.
Mavi blok hazır
Mavi blokta yer alan Danimarka Demokratları (Danmarksdemokraterne), Muhafazakar Halk Partisi (Det Konservative Folkeparti), Liberal İttifak (Liberal Alliance) ve Danimarka Halk Partisi (Dansk Folkeparti) seçime hazır olduklarını duyurdu.
Blok dengeleri değişirse sağ partilerin parlamentoda çoğunluğu zorlaması mümkün görünüyor.
Frederiksen ise kapıları kapatmıyor: “Bu dönemde kesin çizgiler koymam” diyerek olası koalisyon seçeneklerine açık mesaj verdi.
Hangi model?
Krizlerin gölgesinde gidilen bu seçim, yalnızca hükümeti değil, Danimarka’nın dış politika ve güvenlik eksenini de şekillendirecek. Danimarka’da seçim süreci resmen başladı. Başbakan Frederiksen ise üçüncü dönem için yarışıyor.
Frederiksen merkez koalisyon modelini sürdürebilecek mi yoksa Danimarka yeniden klasik “kızıl-mavi blok” siyaset dengesine mi dönecek? Bunu 24 Mart’ta yapılacak seçim sonuçları gösterecek. Sandıktan çıkacak tablo, yalnızca yeni hükümeti değil, ülkenin önümüzdeki dört yıllık siyasi yönünü de belirleyecek.
24 Mart, Danimarka için yeni bir siyasi denklemin başlangıcı olabilir.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.