İnsanlar arasındaki iletişim sorunlarının temelinde çoğu zaman birbirini yeterince dinlememek yatıyor. Oysa etkili dinleme, yalnızca doğru anlamanın değil, başkalarının bilgi ve deneyimlerinden yararlanmanın da en önemli yollarından biri.

Foto: AI / Haber.dk
Mustafa Filiz, Yeminli Mali Müşavir-Yazar
İnsanlık tarihine bakıldığında, büyük başarılara imza atmış filozoflar, bilim insanları, liderler, devlet yöneticileri ve iş insanlarının hemen hepsinin iyi bir dinleyici oldukları görülecektir. Ancak insanların büyük bir bölümü dinlemeyi bilmemekte veya dinlemenin önemini kavrayamamaktadır. Bu nedenle de konuşulanların çoğu ya anlaşılamamakta ya da yanlış anlaşılmaktadır. İnsanlar arasındaki sorunların çoğu da birbirlerini iyi dinleyip anlamamaktan kaynaklanmaktadır. İnsanları anlamak için nasıl konuştuklarından çok nasıl dinlediklerine veya dinleyip dinlemediklerine bakmak gerekir.
İnsanlar doğuştan okumayı ve yazmayı öğreninceye kadar geçen çocukluk sürecinde görerek, işiterek ve dokunarak öğrenirler. Bu süreçte henüz okuma ve yazma becerileri olmadığından, öğrenmek için görme, işitme ve dokunma duyularını kullanırlar. Ancak görme ve işitme duyularının gerçek anlamda bir öğrenme aracına dönüşebilmesi için görmenin gözlem yapmaya, işitmenin de dinleme becerisine evrilmesi gerekir.
Okul öncesi çocukluk sürecinin hangi atmosferde geçtiği, ebeveynlerin evde konuştukları konular ve kullandıkları kelimeler çocuklarda dinleme ve dinleme yoluyla öğrenme becerilerinin seviyesine yansır. Kuşkusuz ki çocuğun zeka düzeyi de bu süreçte iyi bir dinleyici olmasına, dinleyerek ve gözlemleyerek öğrenme becerilerine etki eder.
Kişisel gözlemlerime göre, insanların büyük bir böümü dinlemekten çok konuşarak kendini kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Dolayısıyla da dinleyerek kısa yoldan ve hızlıca öğrenebilecekleri birçok bilgiyi bu yola öğrenememekte, tecrübelerden yararlanma olanağından mahrum kalmaktadırlar. Birçok insan devamlı konuşarak öğrenmenin mümkün olmadığının farkında bile değildir.
İnsanların büyük bir bölümü yaşayarak öğrenme yolunu tercih etmektedirler. Halbuki en ucuz ve kolay öğrenme yolu dinleme ve okuma yoluyla başkalarının tecrübelerinden yararlanmak suretiyle öğrenme iken, en pahalı öğrenme yolu ise yaşayarak ve büyük bedeller ödeyerek öğrenmedir.
Konuşma ve yazma becerileri de büyük ölçüde iyi bir dinleyici ve iyi bir gözlemci olmaya bağlıdır. İnsanları iyi dinleyip anlamadan ve canlı cansız her şeyi iyi gözlemlemeden tam bir algılama ve öğrenmeden bahsedilemez. Tabii ki konuşma da çok önemli bir iletişim aracıdır. İnsanları etkilemek ve harekete geçirmek için de çok gereklidir. Ancak iyi bir konuşmacı olmak için de yine iyi bir dinleyici ve iyi bir gözlemci olmak gerekir. Diğer yandan okumak da bir o kadar önemlidir.
Günlük hayatta ve çalışma hayatında birçok sorunun kaynağı insanların birbirini dinlememesidir. İnsanların iyi bir dinleyici olmaları halinde sorunların büyük bir bölümünün daha ortaya çıkmadan çözüleceği kesindir.
Birçok dinleyici dinleme sırasında konuşmacıya soracağı soruları düşünür. Dinleyicilerin çoğu da konuşma dışında başka şeyler düşündüklerinden konuşmanın önemli bölümlerini kaçırırlar ve bir süre sonra da ortamdan koparlar. Bunun nedeni konuşma hızı ile beyinin düşünme hızı arasındaki farktır.
Bilimsel araştırmalara göre ortalama zekaya sahip bir insan dakikada 120-130 kelime konuşur. Beyinin düşünme hızı ise bunun kat be kat üzerindedir. Bu nedenle birçok insan konuşmaları dinleme sırasında dinlemeye ilave olarak başka şeyler düşünür. Yine bilimsel çalışmalar göstermiştir ki insanların büyük bir bölümü dinledikleri konuşmaların yaklaşık yarısını sekiz saat içinde unutuyorlar. Yani tam anlamıyla sözün yarısı kısa zamanda uçuyor. Bu nedenle iyi bir dinleyicinin dinlediklerinin önemli noktalarını kısaca not etmesi önemlidir. Not etme iyi bir dinlemenin ayrılmaz parçasıdır. Ancak konuşmanın büyük bir bölümünü not etmeye çalışmak da konuşmanın bir kısmını kaçırmanıza yol açar.
Birçok insan bir konuşmayı dinlerken anlatılanları ezberlemeye çalışır. Bu durumda konuşmanın bir kısmı ezberlenirken çok daha önemli bir kısmı tümden kaçırılmış olur. Konuşmayı ezberlemeye çalışmak en kötü dinleme metodudur. Bunun yerine konuşmanın bütününü can kulağıyla dinleyip algıladıktan sonra özünü hafızaya yerleştirmek, ezber yerine anlatılanların ana hatlarını zihnimize kazımak önemlidir. Konuşmanın içerdiği fikir ve düşünceler algılanıp prosesten geçirildikten sonra zihne yerleştirilmelidir.
Konuşmadan çıkardığı sonuçları, fikir ve düşünceleri sistematik şekilde zihnine kazıyan kişi daha sonra bu konuşmanın önemli bir bölümünü de hatırlayabilecektir. Tabii ki bu hatırlama birebir aynı kelimelerle olmayacak, konuşmanın özüne yönelik olacaktır.
Dinlerken önyargılardan uzak durulmalı, duymak istemediğimiz şeyleri de dikkatle dinlemeliyiz. İnsanların çoğu sadece duymak istedikleri konuşmalara kulak verirler. Konuşmanın diğer bölümlerini adeta yok sayar ve dinlemeyi reddederler. Konuşma bir bütün olarak dinlenmeli ve dinleme bittikten sonra değerlendirme yapılıp bir yargıya varılmalıdır.





























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.