Yeşilin denizle buluştuğu Eynesil; doğal güzellikleri, misafirperver insanları, zengin kültürü ve yıllara meydan okuyan yaşam tarzıyla Karadeniz’in en samimi duraklarından biri olarak ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
Karadeniz’in dalga sesini en yakından duyan kıyılardan biridir Eynesil… Giresun’un 15 ilçesinden biri olarak haritada küçük görünür; ama hafızada, türkülerde ve insanının sıcaklığında çok daha büyük bir yer kaplar.
Temmuz 2026’nın ilk günü, Trabzon Havalimanı’nda beni Eynesilli dostlarım Coşkun ve Salih ile Hamburg’dan gelen Alman arkadaşım Kristof karşıladı. İlk durağımız Maçka oldu. Burada unutulmaz sanatçı Volkan Konak‘ın mezarını ziyaret ederek çiçek bıraktık. Ardından yolumuz, her gün binlerce ziyaretçiyi ağırlayan görkemli Sümela Manastırı’na uzandı.

Ertesi gün Eynesil sahilinde Karadeniz’in serin sularına birlikte girdik. Coşkun’un Ören Mahallesi’ndeki, çay ve fındık bahçelerinin ortasında bulunan iki katlı evinde misafir olduk. Büyük havuzunun keyfini çıkarırken bir yanda Karadeniz’in sonsuz mavisini, diğer yanda yemyeşil sisli dağları seyrettik. Lezzetli sofralar kuruldu, dostça ve neşeli sohbetler edildi. O an bir kez daha anladım ki; Eynesil gerçekten bir başkadır.

Tarihinin izleri Karadeniz’in ortak kaderiyle iç içedir. Eski kıyı yerleşimleri, küçük iskeleler, fındıkla şekillenen yaşam ve son yıllarda giderek yaygınlaşan çay üretimi… Osmanlı döneminde deniz ticaretiyle anılan bu topraklar, Cumhuriyet yıllarında da emeğin, alın terinin ve gurbet hikâyelerinin sessiz tanığı olmuştur. Ama Eynesil’i asıl anlatan tarih kitapları değil, taş evlerin gölgesinde büyüyen insan hikâyeleridir.
Eynesil insanı Karadeniz’in sertliğini değil, yumuşak inadını taşır. Denize bakarken içine konuşur; ama horon başladığında bütün duygularını ritme bırakır. Fındık bahçelerinde ve çay tarlalarında doğayla kavga etmez, onunla uyum içinde yaşar. Gurbete çok evlat göndermiştir; ama her dönüşte sofrayı yeniden kurmasını da bilir.

Kültürü büyük gösterilerde değil, küçük ama anlamlı geleneklerde yaşar. Yayla yolunda paylaşılan ekmekte, düğünlerde yükselen kemençe sesinde, sahilde edilen akşam sohbetlerinde… Türkülerinde hem gurbetin hüznü hem de memleket sevgisinin direnci vardır.
Doğası ise anlatılmaktan çok yaşanmayı hak eder. Bir yanda hırçın Karadeniz, diğer yanda yeşilin sayısız tonu… Fındık bahçeleri, çay yamaçları, sisle örtülen tepeler ve yağmurla parlayan taş yollar… Sabah denizden yükselen ince buğu, ilçeyi adeta bir masalın içine sarar.

Eynesil, büyük şehirlerin telaşına karşı sessiz ama güçlü bir duruştur. Haritada küçük, gönüllerde ise çok büyük bir yerdir. Bir kez yolu düşenin hafızasında ve kalbinde uzun yıllar yaşamaya devam eder.





























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.