HABER

Güle güle usta

Yıl 1987. ‘Yol’ filminin yapılışının üzerinden altı yıl geçmişti. Yılmaz Güney Cannes Film Festivali’nde filmi ‘YOL’ ile Altın Palmiye ödülü de almıştı, ama film Türkiye’de yasaklı filmler listesinde olduğu için izleyememiştim. Filmi yine yasaklı olan başka bir yayınla birlikte Danimarka’dan gelecek olan kız arkadaşımdan gelirken getirmesini istemiştim. Sağolsun getirdi. Ama ya kayıt çok kötü olduğu için ya da yolculukta kaset hasar görmüş olmalı ki filmi izleyememiştim. Diğer siparişim olan Şilili yazar İsabel Allenda’nın ‘Ruhlar Evi’ kitabını da getirmişti arkadaşım. Kitabın İngilizce versiyonunu bulamamış Almancasını getirmişti. Kitabı kırık dökük Almancamla ve de Almanca-Türkçe sözlük yardımıyla okumaya çalışsam da, okuyamamıştım.

Tarık Akan’ın rol aldığı sosyal gerçekçi ‘YOL’ filmini ve Akan’ın rol aldığı, sinema ile siyasetin iç içe geçtiği ‘Sürü’, ‘Maden’, ‘Çark’ve bir çok diğer filmini Danimarka’ya geldikten sonra izleme olanağı bulabildim. Tarık Akan’ın 70’li yıllarda oynadığı salon filmlerinden sosyal gerçekçi filmlere geçişini görünce büyük bir hayranlıkla izlemiştim oyunculuğunu.

Bir ara, ‘Anne başımda bit var’ adındaki 12 Eylül sonrasında hücrede kaldığı dönemi, gördüğü işkenceyi anlatan kitabı da elime geçmişti. Onu da bir solukta okumuştum. Oyunculuğunun yanısıra duruşuyla da dikkat çeken Tarık Akan’ı çok kısa da olsa Kopenhag’da tanıma fırsatı da bulmuştum. Akan, başrolünü oynadığı Atıf Yılmaz’ın ‘Eylül Fırtınası’ filmi ile birlikte yanılmıyorsam Danimarka Nazım Hikmet Derneği’nin davetlisi olarak Kopenhag’a gelmişti.

Yine 90’lı yılların sonlarına doğru, Kopenhag Üniversitesi’nde öğrenciyken, Sinema Tarihi dersinden sınava girmiştim ve pek hazırlıklı olmadığım 70’li, 80’li yılların Avrupa sinemasını, sinemadaki akımları vs. anlatmam istendi sınavda. 20 dakikalık sözlü sınavda Avrupa sinemasını elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Son 5 dakikalık dönemde hocam ve sınava nezaret eden mümeyyiz, 80’li yıllardaki Türk sinemasını kısaca özetlememi isteyince, Türkiye’de özellikle 12 Eylül askeri darbesinden sonra üretilmeye çalışılan yeni sosyal gerçekçi drama filmlerini ‘Yol’ filminden başlayarak, süreci hızlıca anlatmaya başladım. Türk sinemasında filmlerle birlikte bazı sanatçılara da askeri darbe sonrası sektör tarafından ambargo konulduğunu Tarık Akan’ı örnek göstererek anlatmıştım. Hazırlıksız girdiğim sınavda 80’li yıllardaki Türk sinemasını son 5 dakika içine sığdırınca hocamın ve mümeyyiz’in takdirini almış ve iyi bir notla sınavı geçmiştim.

Beyaz perdede çocukluğumdan beri izlediğim usta oyuncu Tarık Akan’a sadece oyunculuğundan dolayı değil, aynı zamanda ona, duruşu ve bir mücadele adamı olması nedeniyle de büyük bir hayranlık duydum hep. Öldüğünü öğrenince de bütün sevenleri gibi ben de çok üzüldüm. ‘Nurlar içinde yat usta’ diyorum.

cengiz.kahraman@haber.dk

by
Exit mobile version