Karanlığın içinden umudu, bilimi ve dayanışmayı büyütme çağrısı

Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
2025, insanlığın alnına sürülmüş kara bir kömür gibi kaldı. Savaşların dumanı göğü kararttı; çocukların adı sayıların içine sıkıştı. Ormanlar yalnızca ağaç değildi—yanan her dalda bir kuşun kanadı, her kökte bir hayvanın yuvası kül oldu. Ateşin dili vardı; ama onu duyan olmadı. Çünkü paranın sesi, çığlığın üstüne bastı.
Bugün dünyayı yönetenlerin çoğu, hayatı bir bilanço tablosu gibi okuyor. İnsan, hayvan, toprak—hepsi satır arası. Vahşi kapitalizm, tam gaz; vicdan freni sökülmüş bir araç gibi. Sağ iktidarların soğuk hesaplarında merhamet yok, hafıza yok. Sadece kârın kısa vadeli sarhoşluğu var. Oysa doğa kısa vadeyi affetmez; tarih de.
İnanıyorum: Bu düzen yıkılıp gidecek. Evet, zaman alacak. Ama hiçbir adaletsizlik sonsuza kadar hüküm süremez. Taş sabırlıdır; su inatçı. En sert kayayı bile su aşındırır. Bugünün karanlığı, yarının ışığını daha görünür kılar. Çünkü karanlık, ışığın en iyi öğretmenidir.
Ben bilimin tarafındayım; çünkü bilim, yalanla anlaşmaz. Üretimin tarafındayım; çünkü emek, dünyayı ayakta tutar. Sanatın tarafındayım; çünkü sanat, insanın kendine verdiği sözdür. Ve değişimin tarafındayım; çünkü değişim, umudun eyleme dönüşmüş halidir.
Gençler geliyor—ellerinde telefonlardan daha fazlası var. Hafızaları var, öfkeleri var, hayalleri var. Daha adil, daha yaşanabilir yönetimleri kuracaklar. Sadece istemekle kalmayacak, örgütlenecekler. Bilinçli, sabırlı, dayanışmacı bir mücadeleyle. Çünkü biliyorlar: Umut tek başına yetmez; umut örgütlenmek ister.
Nazım Hikmet’in dediği gibi: “Güzel günler göreceğiz.” Bu bir temenni değil, bir görevdir. Güzel günler, beklenerek değil; yürünerek gelir. Külün içinden filizlenen bir yeşil gibi. Ve biz, o yeşilin tarafında durdukça—insanla, hayvanla, toprakla—tarih bir gün yüzünü bize dönecek.
2025’in küllerinden, bilimin, emeğin ve sanatın ışığıyla yürüyelim.
Umudu bilinçle, değişimi dayanışmayla büyütelim.
Israr edersek, 2026 güzel günlerin eşiği olabilir.
Israr edelim. Çünkü ısrar, umudun en çalışkan halidir.
Israr
Yandı yıl,
sayfaları barut koktu takvimin.
Bir çocuğun adı düştü istatistiğe,
bir orman sustu,
kanadı kül bir kuş kaldı gökte.
Paranın diliyle konuşanlar
dünyayı sağır sandı,
oysa toprak not tutar,
ateş bile unuturken.
Biz ısrarız:
bilimde, emekte, sanatta.
Genç bir kalp gibi atar gelecek,
örgütlü bir umutla.
Ve Nazım’ın sesiyle
külün içinden söyleriz:
Güzel günler
yürüyerek gelir.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.