Eyüpsultan’dan Balat’a uzanan tarihi yolculuk, Yaşam Kilisesi’nde farklı kültür ve inançlardan insanların müzik, şiir ve tiyatro eşliğinde buluştuğu anlamlı bir akşamla tamamlandı. İstanbul, bir kez daha barışın ve birlikte yaşamanın ortak dili olduğunu gösterdi.
Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
Pazar günü, Üsküdar–Eyüpsultan Haliç Hattı motoruyla, serin ve güzel bir havada keyifli bir yolculuğa çıktık. Haliç’in dingin sularında ilerlerken İstanbul’u bir kez daha denizden seyretmenin ayrıcalığını yaşadık.
Eyüpsultan’a vardıktan sonra Pierre Loti Tepesi’ne çıkarak çaylarımızı yudumladık. Ardından Altın Boynuz olarak da bilinen Haliç kıyısı boyunca yürüyüşe başladık. Eyüp’ün manevi atmosferinden Ayvansaray’ın tarih kokan sokaklarına, oradan da Balat’ın renkli evlerine uzanan yürüyüşümüz, İstanbul’un yüzyıllardır taşıdığı kültürel zenginliği bir kez daha gözler önüne serdi.
Haliç kıyısındaki bir parkta yediğimiz balık ekmek ise günün en güzel molalarından biri oldu.
Daha sonra Balat İskelesi’nden yeniden motora binerek Üsküdar Bağlarbaşı’na geçtik. Burada, Yaşam Kilisesi’nin papazı Yuri Blessed’in davetiyle düzenlenen kültür buluşmasına katıldık. Farklı ülkelerden, farklı inançlardan insanların aynı çatı altında buluştuğu bu etkinlik, hoşgörü ve dostluğun güzel bir örneğiydi.
Küçük bir şapel olan Yaşam Kilisesi, Papaz Yuri Blessed ve eşi Zoya Hanım’ın özverili çalışmalarıyla o akşam bir kültür merkezine dönüştürülmüştü. Kiliseye ait dini simgeler özenle kaldırılmış ya da üzerleri kapatılmış, mekan herkesin kendini rahat hissedebileceği ortak bir buluşma alanı haline getirilmişti.

Belarus’tan gelen on kişilik ekip dans ve müzik gösterileriyle geceye renk kattı. Bağlama sanatçısı Erdal Karaman ile ŞiirTrek üyesi Çiğdem Özdemir, halk müziğimizin seçkin örneklerini seslendirdiler. Azerbaycanlı müzisyenler ve çevirmenler programa uluslararası bir renk kazandırdı.
Titaro Simurg oyuncuları Hale Üstün ve Mehmet Esatoğlu’nun sahnelediği “Nasrettin Hoca ve Eşeği” adlı oyun, kültürümüzün evrensel değerlerini salondaki izleyicilerle buluşturdu. Şair ve yazar Mehmet Cüneyt Sazlıdere şiirlerini okudu, ŞiirTrek grubuna kitabını armağan etti.
Genç papaz Yuri Blessed ve gitarist olan eşi Zoya Hanım da söyledikleri şarkılarla geceye ayrı bir sıcaklık kattılar.
İstanbul ŞiirTrek Grubu ise “Trakyalı’nın Sevgilisine Mektubu” ve “Kahveci” adlı kısa tiyatro gösterilerini sahneledi. Şiir Baba Recep Bayır da çevirmen eşliğinde şiirlerini seslendirdi.
Gecenin sonunda Papaz Yuri Blessed ve Zoya Hanım, farklı kültürlerden gelen konukları aynı sofrada buluşturarak dostluğun en güzel simgelerinden birini İstanbul’da yaşattılar.
Biz evlerimize doğru yola çıkarken, onlar kültür salonunu yeniden kiliseye dönüştürmek için çalışmaya başlamışlardı.
İşte barış da biraz böyle bir şeydir; insanlar önce aynı masada, sonra aynı yürekte buluşur. Mekanlar değişebilir, inançlar farklı olabilir, ama dostluk ve kültür, insanları birbirine yaklaştıran en sağlam köprülerden biri olmaya devam eder.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.