HABER

‘Hayır’ dediğiniz için suçluluk duymayın!

Bugünkü yazımın konusunu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ayırdım. Bugün, özellikle kadınları ilgilendirse de, genel olarak günlük hayatta çok sıkıntısını çektiğimiz kendini ifade etme güçlüğü ve iddialı iletişim konusuna değineceğim. Bu iletişim biçimi, hele de sonradan öğrenilen ikinci bir dilde daha da önemli bir hale geliyor, çünkü bizi biz yapan insanlarla ilişkilerdeki seçtiğimiz sözcükler ve onlara yüklediğimiz anlamlar. Bunları zamanla ikinci bir dilde kullanmak da uzun bir alıştırma gerektiriyor. Çünkü hep başkalarını ve onların görüşlerini düşünerek asıl istediğimiz şeyleri söyleyemiyoruz.

Assertive communication, Türkçe’de ‘iddialı iletişim’ olarak geçiyor. Tabii buradaki iddia, körü körüne bir iddia değil, başkalarına saldırgan davranmadan kendi hakkını savunan iletişim biçimi. Kendi inandığı değerleri savunurken kendinden emin olarak davranma durumu ve bu durumu hareketlerle, bedeniyle bildirme halidir. Söylemek istediğimiz ya da istediğimiz herhangi bir şeyi net olarak söyleme biçimi olarak da tarif edilir.

Aptal yerine konma hissine kapıldığınız anlar olmuştur. Bu tür durumlarda takınacağınız tavır çok önemlidir. Zira siz aptal yerine konulduğunuzun farkındasınız, ama aptal olmadığınızı karşı tarafa anlaşılır ve kesin bir biçimde söyleme biçiminiz iddialı bir iletişime örnek olarak gösterilebilir.

İddialı bir kişilik, gerginliği azaltmak için mizahın nasıl kullanılacağını bilir, işler kötüye gidince özür diler, diğer kişinden kötü bir tepki geldiğinde anlayış gösterir. Öfkenin kendisine değil, ortadaki duruma yönelik olduğunu farkeder. Diğer insanları anlayabilmek için duygusal zekayı büyük ölçüde kullanır ve böylece hem kendisi hem de karşısındaki kişi için çözüme yönelik olumlu duygular üretir.

İddialı iletişimin ana unsurlarına uygun davranmak için şunları önerebiliriz:

– Bir başkasının senin kadar haklı olduğunu, ama senden farklı davranışı, fikri ve zevki olduğunu kabul etmekle işe başlayın. Potansiyelinizi ve iç sesinizi takip edin.

– “Hayır” dediğiniz için özür dilemeyin, suçluluk duymayın.

– Yalnız zaman geçirmeye ihtiyaç duyduğunuz için çevrenizdekilerden özür dilemeyin, kendini dinlemek ve şarzınızı doldurmak için yalnız kalmak gerekli.

– Kendi düşüncenizi ifade ettiğiniz için özür dilemeyin, buna herkesin hakkı var. Birileri bundan hoşlanmayabilir, bunun için üzülmeyin.

– Söylediklerinize tamamen inanıyor iseniz bu konuda ısrar edin, kimseyi memnun etmek zorunda değilsiniz. Kendinizi ezdirmeden ve kimseye saldırmadan da istediklerinizi söylemeye hakkınız var.

İnsanın kendisiyle barışık olması ve kendini iyi ifade edebilmesi çok önemli. 8 Mart için bu yazıyı yazarken bunları düşündüm.

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun…

 

Nurdoğan Arkış’ın Youtube’dan bir linkini de izlemenizi salık veririm.

https://www.youtube.com/watch?v=OhNyTsjkuPk

Bu konuyu daha derinlemesine araştırmak isteyenler de daha geniş bilgiyi aşağıdaki bu kitaptan edinebilir.

‘A woman in Your Own Right’, Anne Dickson, 1999

by
Exit mobile version