Kafkasya ve Balkanlar üzerine çalışmalar yapan hukukçu-yazar Hulusi Üstün için kaleme alınan “Kafdağı’ndan Mavi Kasaba’ya” adlı armağan kitap, onu tanıyan dostlarının tanıklıklarıyla güçlü bir sevgi ve vefa portresi sunuyor.
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Hukukçu, yazar Hulusi Üstün 1974 Silivri doğumludur. Kafkasya ve Balkanlar konusunda araştırmaları bulunan yazar, öyküleriyle de bilinir. 28 Eylül 2024’te ansızın yitirilince dostları onun anısına bir armağan kitap hazırlar. Otuza yakın arkadaşı onunla olan yakınlıklarını anlatır. Onun sevilmesinde Kafkas Vakfı’ndaki çalışmalarının büyük payı olduğu anlaşılır. Kitaba sunu yazan vakıf başkanı Veysel Arıhan, Hulusi’nin bilgi ve deneyimlerini gençlerle bölüştüğünü, Kafkasya olayına gönül verdiğini vurgular. Çerkez olan Hulusi, Çerkezlerin tarihine de ilgi duyar. “Mavi Kasaba” ise doğup büyüdüğü, yaşadığı Silivri’dir.

(*) Kafdağı’ndan Mavi Kasaba’ya-Kafkas Vakfı Yayınları, 2025, 190 s.
Kadir Akar, onun için “Çerkez Prensi” der. Nihal Akkuş, “Güzel atına binip giden abim” diye seslenir ve hiçbir zaman haksızlıklar karşısında sessiz kalmadığını belirtir. O, Çerkez kültürüne adanmış bir gönül insanıdır ona göre. Sinan Albayrak ise “Akıl Hazinesi” der ona. Son yıllarda Trakya bölgesi tarihini birlikte araştırdıkları dostu İsmet Arasan ise Hulusi’ye “Selam olsun!” der yazısında. Onu ansızın yitirdiğine üzüldüğünü belirtir, anılarına değinir. Ona göre Hulusi, “Derviş Hulusi’dir.
“Sessiz fırtına”nın izleri
Alpay Batur, bilgili birisi olduğunu, Hayati Bice, ansızın dünyadan çekildiğini anımsatır. Emine Duman, mersiye yazar ardından. Lütfü Ertürk’ün ise “kıymetlisi”dir. Yonca Eskicioğlu, Silivri Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarını anımsatır: “… Seninle hayat yolculuğunda yollarımız Silivri Lisesi’nde kesişti. Deli dolu yolculuğumda çıkarsız, yalın, bir ekmeği ikiye bölerek sıraları paylaşan, her daim hayata bakış açısı farklı olan bir dost, kardeş, arkadaş oldun benim için…” der (s.118). Recep İpek, “Dürüst, adam gibi adamdı. Zor oluyor onsuz yaşamak…” der (s.124). Onu, manevi kardeş bilenler, “sessiz fırtına, güçlü iz” diye niteleyenler, “Öldüğün gün, ateş ilk kez bahçeme düştü” diyenler ve ardından yazan her dostu ona olan özlemini dile getirir. Selahattin Özpalabıyıklar, “Geç buldum, çabuk kaybettim” diyerek üzülür.
“Kafdağı’ndan Mavi Kasaba’ya” yapıtı, dostlarından Hulusi Üstün’e bir armağan olarak değerlidir. Ardından yazılan yazılar onun çok sevildiğinin kanıtıdır. Ben de Tekirdağ-Saray’da belediyenin düzenlediği şiir dinletisinde tanıdığımı, ansızın ölümünün ardından üzüldüğümü belirtmeliyim.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.