FIFA DÜNYA KUPASI 2026 VE UEFA KULÜP KUPALARI
2026 Dünya Kupası sürprizlerle açıldı. Türkiye zorlu bir başlangıç yaparken, gözler hem Ay-Yıldızlıların kader maçlarına hem de Avrupa kupalarına hazırlanan Türk ve Danimarka kulüplerine çevrildi.

Foto: Haber.dk / AI
Savaş KARAKAPLAN
savas@haber.dk
Tarih yazılıyor. ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliği yaptığı 2026 FIFA Dünya Kupası, 48 ülkenin katılımıyla rekor 104 maç oynanacak olan tarihin en büyük Dünya Kupası olarak başladı. Format değişti, katılımcı sayısı arttı, eleme takvimleri yeniden düzenlendi. Tüm bu adaptasyon sürecinin ilk haftasına bakıldığında, sistem şimdiye kadar oldukça sorunsuz işliyor.
Sahaya çıkan takımlara bakıldığında, tablonun ne kadar renkli olduğu hemen dikkat çekiyor. İran, Donald Trump’ın savaş ortamı ve seyahat yasakları gölgesinde turnuvaya katılırken pek çok taraftar ve yetkili ülkeye giriş yapamadı.
Ambargo ve çatışma gölgesinde kendi varlığını kanıtlamaya çalışan bir millî takım, futbolun siyasetten bağımsız olmadığını bir kez daha hatırlatıyor. İran, ABD ile sürdürülen ateşkes çerçevesi görüşmelerinin hemen ardından Yeni Zelanda ile 2-2 berabere kaldı.
Turnuvanın sürprizleri gecikmedi. Küçük adanın takımı Cabo Verde, favori İspanya ile beraberlik yakaladı ve ilk haftanın en çarpıcı sonuçlarından birini üretti. Genişletilmiş format daha fazla takımın kapıdan girmesini sağlıyor ve o takımların bir kısmı açıkça kapıyı tekmeleyerek giriyor.
Ev sahibi ABD ise Paraguay’ı 4-1 yenerek açılışı güçlü yaptı. Ev avantajı ve coşku faktörü gerçek: kalabalık stadyumlar, yüksek baskı, yüksek beklentiler. Yıldız oyuncuları Christian Pulisic’in yarı zamanda sakatlık şüphesiyle değiştirilmesi, her şeyin kırılgan olduğunu hatırlatıyor.
Yıldızlar söz konusu olduğunda, bu turnuva nesil çakışmasının sahneye koyduğu nadir anlardan biri. Messi Arjantin adına hat-trick yaparken, Mbappé Fransa’dan, Haaland Norveç’ten ikişer gol attı. Tecrübe ve form aynı anda aynı çimende. Öte yandan genç yıldızlardan kurulu takımlar teknik açıdan büyüleyici ama taktik baskı altında tutarlılık sorunu yaşayabilir. Bu turnuvada kaç takımın o sorunu fark edeceğini zaman gösterecek.
Kıta avantajı tartışmasız önemli bir etken. Brezilya ve Arjantin için Kuzey Amerika’nın hava koşulları ve seyahat mesafeleri, Avrupalı rakiplerine kıyasla dezavantaj değil. Arjantin daha ilk maçından sahaya baskın çıktı. Futbol fabrikasından çıkan iki güney Amerika devi finale oynamak için iyi konumlanmış görünüyor.
Fransa’nın İspanya ile birlikte favori listesinde yer alması ise Avrupalıların yarı final ve ötesine taşınabileceğine işaret ediyor. Almanya, İngiltere, Portekiz; bu takımlar her turnuvada son sekize kadar gelen isimler. Bu sefer de öyle olmasını beklemek için yeterli neden var.
Bir de yokluğuyla gündemde olan takımlar var. Danimarka, on yıllık büyük turnuva çıkışını kesen bir kırılma yaşadı ve Çekya’ya penaltılarla kaybederek Dünya Kupası dışında kaldı. 1992 Avrupa şampiyonu ve Euro 2020 yarı finalisti olan bir millî takım için bu, gerçek bir düşüş anı. İtalya da üst üste üçüncü kez Dünya Kupası dışında kaldı. Avrupa’nın en büyük şokları arasında.
Türkiye’ye gelince. Türkiye, D grubunda ABD, Paraguay ve Avustralya ile birlikte yer alıyor. Vincenzo Montella yönetimindeki ekip, Avustralya’ya 2-0 yenilerek turnuvaya zorlu bir girişle başladı. Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü gibi Avrupa futbol liglerinde forma giyen yıldızlarımız, teknik kapasiteleriyle İtalyan teknisyen Montella’nın ihtiyaç duyduğu deneyimi taşıyor.
Arda Güler, Kenan Yıldız ve Kerem Aktürkoğlu etrafında şekillenen yaratıcı derinlik, Türkiye’yi iyi bir günde tehlikeli yapıyor ama gruptan çıkmak için iyi gün sayısının yetmesi şart. Şenol Güneş’in dünya üçüncülüğü, Fatih Terim’in Avrupa kupası kazandıran milli motivasyonu olmadan önce gruptan çıkma sınavını verecek, ardından dünya devleriyle boğuşacak bu kadro.
25 Haziran’da Los Angeles’ta Trump’ın ülkesi ABD ile karşılaşma turnuvanın kilit maçlarından biri olacak. Genç yıldızlarımızın üzerindeki yük ağır. Onların bu yükü sahaya taşıma biçimi, turnuvadaki Türkiye hikayesini yazacak.
Dünya Kupası finale 19 Temmuz’da ulaşacak. Ama bu yaz futbol, Dünya Kupası’nın çok ötesine taşıyor. Aynı haftalarda Avrupa kulüp futbolu da devreye giriyor ve Türk ile Danimarkalı kulüpler temmuzun başından itibaren eleme maratonuna giriyorlar.
Türk kulüplerinden en ağır görevi üstlenen Galatasaray. Süper Lig şampiyonu olarak UEFA Şampiyonlar Ligi lig etabına direkt katılma hakkı kazandı. Eylülde başlayacak Avrupa macerası şimdilik uzakta görünüyor ama kıymetini kimse küçümsemiyor.
Fenerbahçe ise 21-22 Temmuz’da başlayacak Şampiyonlar Ligi 2. eleme turunda Polonya ekibi Gornik Zabrze ile karşılaşacak. Rövanş 28-29 Temmuz’da. Fenerbahçe elenirse yoluna Avrupa Ligi’nde devam edecek. Trabzonspor, Türkiye Kupası şampiyonu sıfatıyla UEFA Avrupa Ligi play-off turuna doğrudan girdi. 20-27 Ağustos’ta oynanacak bu turda Braga, Rangers, Salzburg veya PAOK gibi isimler bekleniyor. Geçilirse lig aşaması, elenirse Konferans Ligi lig aşaması. Başakşehir ise Konferans Ligi 2. eleme turunda sahne alacak.
Beşiktaş’ın durumu ayrı bir başlık. Avrupa Ligi 2. eleme turunda ilk maç 23 Temmuz’da İstanbul’da, rövanş 30 Temmuz’da Danimarka’da oynanacak. Rakip: FC Midtjylland. Ve bu eşleşme yalnızca sportif değil, transfer boyutuyla da ilgi çekiyor.
Geçen sezon Midtjylland formasıyla tüm kulvarlarda 54 resmi maçta 12 gol 21 asist üreten, Danimarka Oyuncular Birliği tarafından yılın profili seçilen 23 yaşındaki Aral Şimşir’in Beşiktaş’a transferi yazılıp çiziliyor. Siyah-beyazlılar oyuncu için 9 milyon euro teklif sunarken, Midtjylland minimum 15 milyon euro bonservis talep ediyor. Beşiktaş’ın oyuncuyla prensip anlaşmasına vardığı iddia edilirken, transferin önündeki tek engelin kulüpler arası bonservis pazarlığı olduğu belirtiliyor. Lille ve MLS ekibi San Diego da Şimşir’in peşinde. Yani Beşiktaş hem sahada Midtjylland’a karşı oynayacak hem de o takımın en parlak oyuncusu için masada pazarlık yürütecek. Futbolun yarattığı tuhaf ve ilgi çekici durumlardan biri.
Danimarkalı cepheye bakıldığında tablo bir o kadar ilginç. Bu sezon ligin zirvesini 40 yıl sonra ilk kez alan AGF Aarhus, Şampiyonlar Ligi 2. eleme turuna katılacak. Rakibi Polonya’dan Lech Poznan. Deneyim farkı açık ama futbol bunu her zaman umursamıyor.
Danimarka Kupası’nı kazanan Midtjylland, finalde Kopenhag`ı geçti ve bu zafer onları Avrupa Ligi 2. eleme turuna taşıdı. FC Kopenhag ve Nordsjælland ise Konferans Ligi 2. eleme turunda sahne alacak.
Tarihler sıkışık, maçlar üst üste, Dünya Kupası henüz bitmeden kulüp futbolu başlıyor. Bu yaz sahadan bir an bile gözümüzü ayırma fırsatımız olmayacak.





























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.