Kopenhag’da doğan İnsan Kütüphanesi, kitaplar yerine hayatları merkeze alıyor, önyargıları yüz yüze karşılaşmalarla sorgularken insanı insana yaklaştırıyor.

Foto: Hüseyin Duygu/Haber.dk
Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
Kopenhag’da bir kütüphaneye giriyorsunuz. Raflar, masalar, sessizlik… Ama bu kez ödünç alınan şey kitap değil; bir insan. Bir ses, bir yüz, bir hayat. İnsan Kütüphanesi tam da burada başlıyor: Okumaya değil, dinlemeye cesaret edenler için.
Bu fikir Danimarka’da doğdu. Belki de dünyanın en düzenli, en kurallı toplumlarından birinde. İronik ama anlamlı. Çünkü İnsan Kütüphanesi basit bir sorudan yola çıkıyor: Birbirimizi gerçekten tanıyor muyuz, yoksa sadece birbirimiz hakkında öğrendiklerimizle mi yetiniyoruz?
Burada her insan bir “kitap”. Başlıkları çoğu zaman rahatsız edici: Mülteci, Eski Mahkûm, Müslüman, Eşcinsel, Ruhsal Hasta, İşsiz… Toplumun aceleyle etiketlediği hayatlar. Okur bu kitabı eline aldığında, aslında kendi önyargılarını açıyor. Sayfalar ilerledikçe cümleler değil, suskunluklar konuşuyor.

Foto: Hüseyin Duygu/Haber.dk
İnsan Kütüphanesi büyük bir ideolojinin değil, küçük ama derin bir ihtiyacın ürünü: Anlaşılma ihtiyacının. Önyargı çoğu zaman bilgisizlikten değil, mesafeden beslenir. Bu kütüphane o mesafeyi kısaltır; bazen tek bir masa, tek bir saat kadar.
Burada sessizlik hiç de sessiz değildir. Kahkahalar duyulur, duraklamalar olur, gözler dolar. Okur not alamaz ama kendine dair çok şey öğrenir. Çünkü okunan hayat, dönüp okurun hayatına çarpar. Bu yüzden İnsan Kütüphanesi bir eğitim projesi kadar, bir yüzleşme alanıdır.
En radikal yanı belki de şudur: Tartışmaz, ikna etmeye çalışmaz. Haklı çıkma derdi yoktur. Sadece anlatır ve dinler. Bu yüzden sloganlardan daha etkili, kalın kitaplardan daha kalıcıdır.
Ve bazen bu sessiz karşılaşmalar, şiirin kapısını aralar.

Foto: Hüseyin Duygu/Haber.dk
Nitekim 22 Ocak Perşembe akşamı saat 19.00’da, Kopenhag’da Nørre Allé 7 numarada, İnsan Kütüphanesi’nin de yer aldığı o tarihi binada Danca–Türkçe bir şiir akşamı düzenleniyor. İki dilin, iki şiir geleneğinin ve iki ses dünyasının buluşacağı bu akşam, İnsan Kütüphanesi’nin ruhuna yakışır biçimde dinlemeyi merkeze alıyor. Şiir bu kez bir kitap değil; bir köprü olacak.
Belki dünyayı değiştirmeyecek. Ama bir insanın bir başka insanı, bir dilin başka bir dili biraz daha yakından duymasına vesile olacak. Ve bazen bu, bütün büyük laflardan daha anlamlıdır.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.