Mahsa Amini’nin ölümü sonrası sokaklara taşan öfke, İranlı kadınların özgürlük arayışını simgeleyen kitlesel bir başkaldırıya dönüştü
Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
2022 yılında İran’da Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına alınması ve gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından başlayan kitlesel protesto gösterileri günlerce sürmüştü. Peki yıllardır toplumsal hareketlenmelerle çalkalanan İran’da bu son protestoları farklı kılan neydi? Kadınların öncülüğünde gerçekleşen bu eylem dalgası İran rejimi için ne ifade ediyor?
Mahsa Amini’nin ailesi ve görgü tanıkları, 22 yaşındaki genç kadının gözaltındayken dövüldüğü, işkenceye maruz kaldığı ve uğradığı kötü muamele sonucu öldüğünü söylerken polis bu iddiaları reddetmiş, Amini’nin karakolda kalp rahatsızlığı geçirerek hayatını kaybettiğini ileri sürmüştü.
1979 yılı İran halkı için oldukça önemli bir siyasi olayı hatırlatmaktadır. 45 yılı aşkın bir süreçte dört neslin kaderini belirleyen, umuttan çok umutsuzluğu ve öfkeyi getiren İslam Devrimi yeni bir İran’ı ortaya çıkardı. Monarşiyi ortadan kaldırmak için uzun süre direnen halk yığınları yeni bir diktatörlükle karşı karşıya kaldı. Yeni tek adam dönemleri, yıllardır teokratik hükümetlerin rehberi Humeyni oldu.
Monarşi ve emperyalist güçlere karşı mücadele ile gerçekleşen 1979 Devrimi, hızla bir karşı devrime dönüştü. İşçiler, kadınlar ve ezilen halklar nezdinde büyük bir yıkıma yol açtı. Yıkımın boyutlarını gösteren önemli göstergelerden biri de kadınların ağır bir baskı altına alınması ve toplumdan izole edilmeye çalışılmasıdır. İran devrimi sürecinde toplumun en ileri unsurlarından biri haline gelen kadınlar, bulundukları her alanda mücadele ettiler.

Nilo Tebrizi
Bu kadınlardan biri de Nilo Tabrizy, 1989 yılında İran’da doğdu, ancak ailesiyle birlikte Kanada’ya, ardından da eğitim gördüğü ve gazetecilik yaptığı Amerika Birleşik Devletleri’ne taşındı. 2022 yılında İran’da kadın ayaklanması sırasında New York Times’da çalıştı ve İran’da devrimden görüntüler ve videolar yaymasını sağlayan sağlam kaynaklara sahip bir kadın olarak tanındı.
Nilo Tebrizi, din adamlarının rejiminden nefret eden birçok İranlı tanıyor. Ülkedeki protestoları takip etti ve üç yıl önce rejimin ölümünü talep etmek için sokaklara çıkan kadınlar hakkında bir kitap yazdı.
Ancak İran’da İsrail’in bombalamalarının kendi özgürlük mücadelelerine yardımcı olduğunu düşünen kimseyi tanımıyor. Tam tersine. Bombalarıyla şehirleri terörize eden, evleri yıkan ve masumları öldüren İsrail, İranlı kadınları zalimlerinden kurtarmak istemiyor.
Nilo Tebrizi geçenlerde verdiği bir demeçte şöyle dedi: “İran’da sahada konuştuğum insanlar, birinin onları kurtaracak olmasından dolayı kendilerini şanslı hissetmiyorlardı. Bir kişi bana şöyle dedi: ‘Tanrım, zavallı İranlılar. Önce İslam Cumhuriyeti tarafından, şimdi de İsrail tarafından eziliyoruz. Ne korkunç bir durumdayız,'”.
Haziran ayında İsrail ile İran arasındaki savaş sırasında İsrail başbakanının söylemi, İsraillilerin din adamlarının rejimine karşı mücadelede İran halkının müttefiki olduğu yönündeydi. Askeri harekâtın, halkın zalimlerden kurtuluşu olarak anlaşılması gerekiyordu. Kendisi ve Batı’daki birçok kişi, ilk başta bunun İran direnişine bir yardım olduğunu savunuyordu. Sonuç İran halkının ve kadınlarının İsrail bombalarının hedefi olmasıyla sonuçlandı, rejimin istediği de buydu.
Şimdi ise İranlı-Amerikalı gazeteci ve yazar Nilo Tebrizi, İranlı kadınların, din adamlarının kendilerine yönelik baskılarını artırmasına rağmen özgürlük mücadelesinden vazgeçmediğini söylüyor. İsrail gibi emperyalist bir ülkenin Gazze’de on binlerce kadın ve çocuğu öldürürken, İranlı kadınların özgürlük mücadelesini savunuyorum demesini ‘ikiyüzlülük’ olduğunu belirtiyor.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.