HABER

Kaybederken kazanmak…

Geçtiğimiz 15 Eylül tarihinde Danimarka’da yapılan genel seçimlerde sol blok kazandı kazanmasına, ama sol bloğun önderliğini yapan Sosyal Demokratlar bu seçimde acı bir gerçekle yüzleştiler. Hükümetin dümen suyuna girmek Sosyal Demokratlara pahalıya mal oldu ve son yüzyılın en kötü seçim sonuçlarını aldılar.

Sadece Sosyal Demokratlar mı, kötü sonuç alanlar? Sosyal Demokratların peşine takılan Sosyalist Halk Partisi de bunun bedelini ağır ödedi.

Bu anlamda sol bloğun seçimi kazandığı aslında tam olarak söylenemez. Çünkü sol blok partiler içinde oylarını tek artıran parti, komünistlerle yeşillerden oluşan Birlik Listesi (Enhedslisten) oldu. Demokrat Liberal Parti de (Radikale), her ne kadar sol blok ile adı anılan bir parti olsa da ve seçimlerde oylarını üçe katlasa da, bu partinin ne kadar gerçek bir sol çizgide olduğu tartışma götürür. Bu partinin blok politikalarına karşı olan merkezde bir parti olduğunu hatırlatmakta yarar var.

Başarılı olan bu partilerin oylarını artırmasındaki en önemli faktör de, bu partilerin söylemlerinde tutarlı olmalarıdır. Özellikle yabancılar politikası konusunda hükümetin sert politikalarına tepki gösterenin sadece bu iki parti olduğunu da göz önünde tutarsak, tutarlı politika özlemi çeken Danimarkalı seçmenlerle seçme hakkına sahip göçmenlerin büyük çoğunluğunun oylarının bu partilere gittiğini söyleyebiliriz.

Bir de, iktidardaki merkez sağ hükümetin sanıldığı kadar kötü bir seçim yaşadığını düşünmek yanlış olur. Zira liberal parti Venstre bu seçimlerde en yüksek oyu alan, Danimarka’nın en büyük partisi oldu. Onunla birlikte Liberal İttifak partisi de hiç umulmadık bir başarı göstererek oylarını ikiye katladı. Aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi bile Sosyalist Halk Partisi’nden daha az oy kaybetti. Merkez sağ iktidarını bitiren Muhafazakarlar oldu.

Sıfır nokta sıfır altı oranında oy farkıyla seçimin galibinin sol blok olması, demokrasinin dayanılmaz hafifliği olsa gerek.

Peki, sol bloğun başını çeken Sosyal Demokratlar ile Sosyalist Halk Partisi nasıl oldu da çok kötü bir seçim çıkardı?

Bu iki partinin lideri Helle Thorning-Schmidt ile Villy Sövndal’a bakılırsa, onlar böyle bir sonuca hazırlıklıymışlar.

Helle Thorning-Schmidt ile Villy Sövndal’ın merkez sağ iktidarı devirmek için oy kaybetmeyi bile göze alarak bu ittifakı kurmalarını söylemeleri açıkçası hiç mi hiç inandırıcı değil. Peki, Birlik Listesi ile Radikaller başarılı bir seçim çıkarmasalardı, ne olacaktı, bunu nasıl açıklayacaklardı seçmenlerine?

Sosyal Demokratlar on yıllık muhalefetleri boyunca bir ana muhalefet partisi gibi davranmadılar ve seçilmeleri durumunda ne gibi farklılıklar yaratacaklarını anlatmak yerine sağ partilerin dümen suyuna girdiler.

Sosyalist Halk Partisi de Villy Sövndal yönetiminde iktidara gelebilmek için ilkelerinden vazgeçen, varlığı gereksiz bir parti durumuna dönüştü.

Sosyalist Halk Partisi’nin Sosyal Demokrat Parti ile koalisyon kurabilmek için 24 yaş sınırı ve bağlılık şartı kurallarının kaldırılmasını ön şart olarak ileri sürmekten vazgeçmesi geri tepen bir silaha dönüştü. Böylece sosyalistlerin oyunu da Birlik Listesi kapmış oldu.

Radikaller ile Birlik Listesi ısrarla 24 yaş sınırı, bağlılık şartı, aile birleşimindeki sınırlamalar kaldırılsın derlerken, Sosyal demokratlar ve sosyalistler hükümetten farklı şeyler söylemediler. Üstüne üstlük Sosyal demokratlar hükümetin bu ve daha bir çok alandaki politikalarına destek verdiler. 2008 yılından bu yana dünyamızı esir alan ekonomik kriz karşısında ürettikleri politikalar da seçmene pek inandırıcı gelmedi. Seçmen erken emekliliğin korunması, işsizlik parası süresinin uzatılması vb. konularda bu iki partinin ne kadar ısrarcı olacağı konusunda kuşkuya düşmeye başladı.

Aşırı sağın desteği ile 10 yıldır iktidarda olan merkez-sağ yönetimin değiştirilmesinin zamanı gelmişti ve kesinlikle bir değişime ihtiyaç vardı. Ama sosyal demokratlar ile sosyalistler bunu ellerine, yüzlerine bulaştırdılar. Beceriksizlikleri yüzünden bu değişim çok sancılı oldu. Bu da, bu partileri yeni hükümet döneminde bir çok alanda taviz vermeye zorlayacaktır. Radikallerin yeraldığı bir hükümette sosyal demokratlar ile sosyalistler erken emeklilikten de vazgeçerlerse hiç şaşırmayın.

cengiz.kahraman@haber.dk

by
Exit mobile version