Seçim bitti ama asıl mücadele şimdi başlıyor Danimarka’da hükümeti kimin kuracağı hâlâ belirsizliğini koruyor. Tüm gözler siyasetin ortasında duran o meşhur “adamda”…
Cengiz KAHRAMAN
cengiz.kahraman@haber.dk
Kopenhag’da siyaset bu günlerde biraz satrancı, biraz da pazarlık masasında uzayan bir akşam yemeğini andırıyor. Herkes masada, birbirine bakıyor, ama kimse yan yana gelmek istemiyor. İlk hamleyi başbakan Mette Frederiksen yapıyor.
Seçimi birinci bitiren Mette Frederiksen bugün ilk ciddi temasını Enhedslisten (kızıl ve yeşillerden oluşan Birlik Listesi) sol ittifakla kuruyor. Bu adım, iktidarı bırakmaya niyeti olmadığını açıkça gösteriyor. Ancak mesele sadece bu görüşmeyle sınırlı değil. Asıl sorun, kurulacak masanın kaç kişilik olacağı ve kimlerin gerçekten o masada yer alabileceği. Çünkü sayılar son derece net ve kimseyi kurtarmıyor.
179 sandalyeli parlamentoda hükümet kurmak için 90 milletvekili gerekiyor. Sol blokta Sosyal Demokratlar, Sosyalist Halk Partisi, Birlik Listesi, Sosyal Liberal Parti (Radikale Venstre) ve Alternatif bir araya geliyor. Sayıyorsunuz. Ortaya çıkan sayı 84’te kalıyor. Tamam diyorsunuz, Grönland ve Faroe Adaları’ndan gelen 4 sandalye eklenirse olur mu? Tablo yine değişmiyor.
Sağ da sol da aynı kapıyı çalıyor
Tam bu noktada tüm gözler 14 milletvekili çıkaran Lars Lökke Rasmussen ve partisi Moderaterne (Ilımlılar) üzerinde toplanıyor. Siyasetin ortasında duran o meşhur “adama”. Herkes onun kapısını çalıyor. Sağ da sol da. Denklemin yönünü tek başına değiştirebilecek güçte.
Kopenhag’daki bu siyasi satrançta Moderaterne adeta vezir gibi hareket ediyor; sağa da sola da gidebilen ve oyunun kaderini tek hamlede değiştirebilen tek taş gibi duruyor.
Ancak herkesin istediği ortak bir çözüm olmasına rağmen, birlikte hareket etme konusunda ciddi bir mesafe var. Sol partiler Moderaterne’yi yanına çekmek istiyor. Moderaterne ise Birlik Listesi’nin de içinde olduğu bir tabloya temkinli yaklaşıyor.
İşte burada işler karışıyor. Çünkü sağ partiler Enhedslisten’i istemiyor. Sol partiler de sağla fazla iç içe bir hükümete mesafeli.
Sağ partiler ise Birlik Listesi’nin hükümette yer almasına baştan karşı çıkıyor. Sonuçta ortaya tuhaf bir manzara çıkıyor. Aynı masaya oturmak isteyen çok, ama yan yana oturmak isteyen az.
Bir diğer düğüm noktası Liberal Parti Venstre. Parti içinde ciddi bir görüş ayrılığı var. Parti ikiye bölünmüş gibi. Bir kesim yeniden hükümete girmenin doğru olacağını savunurken, diğer kesim muhalefette kalmanın daha sağlıklı olacağını düşünüyor.
Bu bölünmüşlük, Frederiksen’in elini güçlendirmek yerine işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Çünkü Frederiksen, isterse Venstre’yi yeniden masaya çekebilir. Ama Venstre kendi içinde anlaşamazken ülkeyi nasıl yönetecek, işte asıl soru bu.
Güven mi, denge mi?
Normal bir zamanda olsak, bu siyasi karmaşa biraz “İskandinav sabrı” ile çözülür der geçersiniz. Ama zaman normal değil.
Bir tarafta Ukrayna-Rusya savaşı devam ediyor. ABD ile Grönland üzerinden yaşanan gerilim hâlâ gündemde. Ortadoğu’da tansiyon zaten yüksek. Böyle bir dönemde Danimarka’nın uzun süre hükümet kuramaması, sadece iç siyaseti değil dış politikayı da zorlayacak bir risk taşıyor ve hiç bir partinin böyle bir lüksü de yok.
Frederiksen, özellikle Donald Trump’ın Grönland çıkışına karşı sergilediği sert duruşla güçlü bir lider profili çizdi ve destek topladı. Ancak içeride işler farklı ilerledi. Frederiksen’in erken seçim kumarı tutmadı ve birinci parti olmasına rağmen sosyal demokratlar ciddi oy kaybı yaşadı. Partisi birinci gelse de parlamentoya 12 milletvekili eksiğiyle geri döndü.
Seçmenin verdiği mesaj daha karmaşık bir tabloyu işaret ediyor. Destek var, ama eski rahatlık yok. Seçmen liderliğin sürmesini istiyor, ancak kararların daha geniş bir uzlaşıyla alınmasını bekliyor.
Bugün gelinen noktada Danimarka siyasetinde güç ile denge arasında ince bir çizgi oluşmuş durumda. Güçlü bir hükümet mi lazım, yoksa dengeli bir hükümet mi? Çünkü görünen o ki, güçlü bir hükümet kurmak için yeterli sayı yok. Dengeli bir hükümet kurmak için ise fazla seçenek var ve çok sayıda taviz gerektiriyor.
Bu da işleri kolaylaştırmıyor, tam tersine uzatıyor.
Kopenhag’da şu an kimse kesin konuşamıyor. Ancak herkesin farkında olduğu bir gerçek var. Bu hükümeti kuran taraf sadece iktidarı değil, Danimarka’nın önümüzdeki birkaç yılını da şekillendirecek.
Sandık kapandı ama siyaset daha yeni ısınıyor.
Gazeteci Cengiz Kahraman, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yaşamakta ve 1992 yılından bu yana ise aktif olarak gazetecilik ve editörlük yapmaktadır.
Cengiz Kahraman, uzun yıllar serbest gazeteci olarak Türk basınında görev aldı. Bu süreçte Milliyet, Radikal ve Habertürk gazetelerinin Kopenhag muhabirliğini yürüttü. Bu süreçte Türkiye ile Danimarka arasındaki siyasal, toplumsal ve kültürel gelişmeleri yakından izleyerek kamuoyuna aktardı. Daha sonra kısa bir süre Danimarka’nın ulusal radyo ve televizyon kurumu DR’nin yabancı diller servisi olan DR International’da Türkçe haberler hazırlayıp sundu. Kahraman, aynı dönemde BBC World Türkçe Servisi için de Kopenhag’dan serbest muhabir olarak çalıştı.
2002 yılında Danimarka’nın önde gelen günlük gazetelerinden Politiken’de çalışmaya başlayan Cengiz Kahraman, Politiken gazetesi bünyesinde 2004 yılı sonuna kadar Türkçe ve Danca olarak haftalık yayımlanan Haber gazetesinin editörlüğünü üstlendi. Günümüzde ise “haber.dk” ile Danca yayın yapan “Danturk.com” adlı haber portallarının sahibi ve editörü olarak yayıncılık faaliyetlerini sürdürmektedir.
Cengiz Kahraman, gazetecilik mesleğini Türkiye ve Danimarka arasında bir köprü olarak görmüş; göç, kimlik, kültür, medya ve demokrasi konularında uzun yıllardır ürettiği haber ve analizlerle kamuoyuna katkı sunmaya devam etmektedir.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.