Kopenhag’daki Şii İmam Ali Camii’ne aşırı sağcı bir grubun gerçekleştirdiği “remigration” eylemi, cami yönetiminin ve Müslüman toplumun tepkisine yol açtı. Yetkililerden ve siyasilerden gelen sessizlik ise tartışma konusu oldu.

Başkent Kopenhag’ın Nordvest semtindeki Şii İmam Ali Camii’nin ırkçı bir eyleme maruz kaldı. Fotoğraf Facebook’tan alındı.
HABER.dk
KOPENHAG – Danmarka’nın başkenti Kopenhag’ın Nordvest semtinde bulunan İmam Ali Camii, geçtiğimiz Cuma sabaha karşı ırkçı bir eylemin hedefi oldu.
Göçmen karşıtı “Generation Identitær” (Kimlik Nesli) adlı aşırı sağcı grubun üyeleri, sabahın erken saatlerinde caminin kubbesine çıkarak büyük beyaz harflerle yazılmış tek kelime “Remigration” (Geri Gönderme) kırmızı bir pankart açtı.
Grup üyeleri ayrıca havai fişekler yakarak olayı kayda aldı ve kendi sosyal medya hesaplarında paylaştı. Caminin güvenlik sorumlusu Ahmad Jakob Meshal, olayın ardından yapılan sessizliği eleştirdi ve, “Bu ülkede başka bir topluluğa yapılsaydı hemen tepki gösterilirdi. Ama Müslümanlar söz konusu olduğunda her yer suskun. Sanki bu normalmiş gibi davranılıyor” dedi.
Cami yönetimi eylemi “halkı hedef alan bir nefret suçu” olarak tanımlarken, olay sonrası yetkililerden yeterli tepki gelmemesi Müslüman toplumda hayal kırıklığı yarattı.
Danimarka’da 1994 yılında kurulan ve Şii inancına mensup cemaatin ibadet ettiği İmam Ali Camii, geçmişte de bazı siyasetçilerin hedefi olmuştu. 2015 yılında inşa edilen yeni cami binası, Kopenhag’ın Nordvest semtinde önemli bir dini merkez konumunda.
Eylemi gerçekleştiren grup, saldırıyı “şiddet içermeyen sivil itaatsizlik” olarak nitelendirdi. Grup sözcüsü Daniel Nordentoft, Danimarka’nın “İslamlaşmasına” karşı olduklarını belirterek, “Biz bu ülkede birçok Müslümanın bulunmaması gerektiğine inanıyoruz. Onların geldikleri ülkelere dönmelerini istiyoruz” dedi.
Eylemden yalnızca birkaç gün önce, Danimarka Demokratları partisinin lideri ve aşırı sağcı siyasetçi Inger Stöjberg, cami önünde çektiği bir videoda İmam Ali Camii’ni hedef alarak “Bu bina Danimarka’ya ait değil” ifadelerini kullanmıştı. Cami yönetimi bu açıklamaların eylemi teşvik etmiş olabileceğine inanıyor.
Ahmad Jakob Meshal, “Toplumu bölmek yerine siyasetçilerin sağduyulu davranması gerekiyor,” dedi. “Bu tür açıklamalar radikal grupları cesaretlendiriyor.”
Cami yönetimi olayla ilgili polise suç duyurusunda bulundu. Suçlamalar arasında özel mülke izinsiz girme, dini mekâna saldırı ve azınlık haklarının ihlali yer alıyor. Kopenhag Polisi soruşturmanın sürdüğünü duyurdu.
Öte yandan, olay sonrası hiçbir siyasi partiden cami yönetimine destek ya da dayanışma mesajı gelmedi. Bunun yerine Danimarka Demokratları’ndan Hans Kristian Skibby şu açıklamayı yaptı:
“Caminin kapanmasını istiyoruz. Ancak özel mülke girilmesini onaylamıyoruz. Eleştirilerimizi bina dışında dile getiriyoruz.”
Cami çevresinde ise farklı bir soru gündemde: “Aynı eylem bir sinagogda yapılsaydı, yine bu kadar sessiz mi kalınırdı?” Bu soru, yalnızca cami cemaatini değil, daha geniş çevreleri de düşündürüyor.
Ahmad Jakob Meshal son olarak şunu ekledi:
“Biz Danimarka’nın dini özgürlük değerlerine inanıyoruz. Bu değerlerin herkes için geçerli olması gerektiğine inanıyoruz. Sessizlik de bir tercihtir, ama tehlikeli bir tercihtir.”






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.