HABER

Modern köle pazarı

Özellikle küresel ekonomik krizden sonra artan işsizlik ve yaşam şartlarının zorlaşmasıyla bir çok gelişmiş, sanayi ülkesinde “modern kölelik” yaygınlaşmaya başladı. İnsanlar düşük ücretle çalışmaya zorlanıyorlar ve bunların önemli bir kısmını kadınlar, çocuklar ve göçmenler oluşturuyor.

Küresel ekonomik krizden bir türlü çıkamayan ve işsizlikle başedemeyen beş buçuk milyonluk küçücük İskandinavya ülkesi Danimarka’da da durum pek farklı değil. Sosyal refah sisteminin giderek kötüleştiğini eğitim, sağlık ve sosyal alanlardaki eşitsizliklerde görebiliyoruz. Ülkede işsiz ve yoksul sayısı giderek artıyor.

Krize çözüm bulmakta zorlanan hükümet, genel seçimlerin de yaklaşmasıyla birlikte, her zaman olduğu gibi yine göçmenler üzerinden siyaset yapmaya ve krizin sorumlusu sanki göçmenlermiş gibi faturayı onlara kesmeye başladı.

Önce göçmenlerin Danimarka’ya maliyeti hesaplandı ve 16 milyar kron gibi bir maliyet hesabı çıkarıldıktan sonra göçmenlerin devlete büyük bir yük olduğu tezi ortaya atıldı. Bu maliyeti düşürmek ve işsizliği hafifletmek için ardından göçmenleri düşük ücretle çalıştırma önerisi getirildi.

Bunun yanısıra Danimarka’ya aile birleşimi ya da başka yollarla yeni gelen yabancıların sosyal haklardan yararlanmaları da engellenmek isteniyor. Sosyal haklardan yararlanmaları için yabancıların daha çok puan toplamaları gerekiyor.

Hükümet ayrıca, malulen emekli olan Müslüman kökenli göçmenlerin de yeniden kontrol edilmesi ve bazılarının yeniden çalışma hayatına döndürülmesi için baskı yapılmasını istiyor.

Maliye Bakanı Claus Hjört Frederiksen’in ortaya attığı ‘göçmenlere düşük ücret’ önerisinde Avrupa Birliği ülkelerinden ve diğer Batı ülkelerinden Danimarka’ya gelen göçmenlerin çalışma şartlarında herhangi bir değişiklikten sözedilmiyor. Yoksul Müslüman ülkelerden gelen göçmenler kastediliyor, ama bu yüksek sesle söylenmiyor.

Açıkçası, 21. Yüzyılda Avrupa’nın göbeğinde modern köle pazarı kuruluyor ve bu kez köleler göçmenler. Ortaçağda ayaklarına zincirler vurulan köleler kent merkezlerinde açık artırmayla satılırdı. Değişen pek fazla bir şey yok. Şimdi de boğaz tokluğuna çalıştırılmak isteniyor.

Sendikalar her ne kadar seslerini yükseltmeye çalışsalar da, hükümet geri adım atacak gibi görünmüyor. Ama önemli olan bu önerinin gerçekleşmesi değil, fikrin ortaya atılmasıdır.

Doğu Bloku ülkeler Avrupa Birliği’ne alındıktan sonra ülkeye çalışmak için akın eden Doğu Avrupalıları düşük ücretle çalıştırmamışlar mıydı?

Göçmenleri daha düşük ücretle çalıştırmak istemekle, sorun işsizliğin önüne geçmek değil, ücretleri kırmak, işsizleri daha düşük ücrete çalıştırmaya zorlamak ve işverenlerin ellerini güçlendirmektir.

‘Batı standartlarında çalışmıyorlar, insanlar düşük ücretle köle gibi çalıştırılıyor, çocuk işçi çalıştırıyorlar’ diyerek, Uzakdoğu’dan, Afrika’dan,  Latin Amerika’dan mal satınalmak istemeyen ve o ülkeleri protesto eden Danimarka artık benzeri bir uygulamayı şimdi kendi ülkesinde uygulamaya çalışıyor.

Bu çifte standartlıktan başka bir şey değildir.

cengiz.kahraman@haber.dk

by
Exit mobile version