Şair Niels Havın Yaşam ve Aşk adlı öykü kitabı LitteraturHausda düzenlenen etkinlikte şiir ve piyano eşliğinde edebiyatseverlerle buluştu

Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
Şair Niels Hav’ın “Yaşam ve Aşk” adlı öykü kitabı, Kopenhag’da özel bir etkinlikle tanıtıldı. Şairlerin katılımı ve müziğin eşlik ettiği bu buluşma, edebiyatın ve sanatın iç içe geçtiği sıcak bir atmosfer yarattı. Sözcükler kadar piyano melodilerin de yankılandığı etkinlikte, Hav’ın öykülerinin dünyası okurlarla buluştu.
Kopenhag’da sözcüklerle notaların birbirine karıştığı, şairlerin sesini müziğin kanatlarıyla duyurduğu bir buluşma. İşte tam da böyle bir atmosferde tanıtıldı Niels Hav’ın “Yaşam ve Aşk” adlı öykü kitabı.

Niels Hav “Yaşam ve Aşk” kitabından bir bölüm okuyor.
Eskiden kilise olan Kopenhag’ın merkezindeki LitteraturHaus (Edebiyat Evi), Niels Hav’ın yeni öykü kitabına ev sahipliği yaptı.Tarihi duvarlar, şairlerin şiirleri, piyano müziğiyle dolup taşarken, Kopenhag’da öyküsü yazılmadı gereken bir edebi buluşma yaşandı.
En az 100 kişinin katıldığı etkinlikte, Christina Björköe sihirli parmaklarıyla piyano müziği dinletti. Danimarka’nın tanınan şairleri Pia Tafdrup, Thomas Boberg, Sten Kaalö, Salim Abdali ve Karsten Bjarnholdt şiirlerinden örnekler sundular. Şair Niels Hav yeni öykü kitabındandan bir öyküsünü okudu.

Irak asıllı Danimarkalı şair Salim Abdali
Şairlerin okuduğu dizeler, piyanonun tuşlarından yükselen müzik ile bütünleşti. Hav’ın öyküleri, yalnızca bir kitap olarak değil, aynı zamanda bir şehrin kalbine dokunan canlı bir deneyim olarak duyuruldu. Her cümlesi, yaşamın kırılgan yanını ve aşkın gölgelerle ışık arasındaki serüvenini hatırlattı.
Bu etkinlikte Kopenhag’da olanlar, sadece bir tanıtıma değil; şiirin, öykünün ve müziğin aynı sahnede buluştuğu unutulmaz bir şölene tanıklık ettiler.
Her tanıtımın kendine özgü bir hikâyesi vardır. Hele söz konusu olan, şiirleriyle hayatımıza dokunmuş bir şairin öykü kitabıysa, bu hikâye bambaşka bir anlam kazanır. Niels Hav’ın öykü kitabı tanıtımı da işte böyle, şiirle öykü arasında kurulmuş köprünün ayak sesleriyle başladı.
Onu uzun yıllar boyunca bir “şair” olarak tanıdık. Sözcükleri kısa, yalın ama derin; sanki gündelik hayatın içinden süzülüp gelen bir melodiydi. Bir gün, onun öykülerini de okuyacağımızı öğrendiğimizde, aklımıza şu soru düştü: “Bir şairin öyküleri nasıl olur?” Belki de bu merak, tanıtımın en heyecan verici yanıydı.
Tanıtım günü, kitap henüz masanın üzerinde açılmamışken bile odada bir beklenti dolaşıyordu. Şiirden tanıdığımız o dingin, ironik ve hınzır ses, bu kez öykülerde karşımıza çıkacaktı. Okur için yeni bir keşifti bu. Şairin, kısa cümlelerle uzun yollar açabileceğini biliyorduk; peki, öyküde nasıl bir rota çizecekti?

Tanıtım boyunca konuşmalar yapıldı. Ama asıl büyü, kitap sayfaları çevrilmeye başlandığında ortaya çıktı. Çünkü öyküler, tıpkı şiirlerinde olduğu gibi, gündelik hayatın içinden çıkıp okurun kalbine sessizce yerleşiyordu. Belki bir kahve kokusu, belki bir sokak lambasının altında yürüyen gölge, belki de hayatın ironisi… Hepsi tanıdık, ama Hav’ın bakışıyla yeniden doğmuştu.
Sonunda, tanıtımın öyküsü aslında şunu anlattı bize:
Bir şairin öyküleri de, tıpkı şiirleri gibi, dünyaya başka türlü bakmayı öğretir. Ve biz, o bakışı paylaştığımız ölçüde kendi öykümüzü yeniden yazmaya başlarız.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.