Elif Şafak’ın Booker adayı romanı, bir genelev kadınının ölümü sonrası zihninde canlanan anılarla Türkiye’nin toplumsal yaralarına ayna tutuyor

Elif Şafak foto: Ferhat Elik
HABER.dk
Elif Şafak’ın 2020 yılında “10 minutter og 38 sekunder i denne sære verden ” olarak Danca’ya çevrilen ‘On dakika otuz sekiz saniye’ adlı roman, kahramanı ”Tekila-Leyla’nın” 43 yaşında iken ölümüyle başlıyor.
Leyla, Van’da yaşayan ailesinden gördüğü baskılar ve yaşadığı amcasının cinsel tecavüzünden kaçarak İstanbul’ a kaçmış ve geneleve düşmüştür.
Roman, İstanbul dışında bir çöp tenekesinde cesedi bulunan genelev kadını ”Tekila-Leyla’nın”, öldürülmesinden ve son nefesini vermesinden sonra 10 dakika 38 saniye içindeki geçmiş yaşantısına dair önemli anılarını gözden geçiriyor. Leyla’nın ölümü sonrası yaşananlar anlatılıyor.

Bu tuhaf dünyada 10 dakika ve 38 saniye (10 minutter og 38 sekunder i denne sære verden). Yazar Elif Şafak. Grif Yayınevi, İngilizce’den Danca’ya çeviren Juliana Wammen, 390 sayfa, 249,95 ile 278,95 kr. arasında değişen fiyatlar. Yayın tarihi 21.08.2020.
Okuyucunun bu durumu anlaması önemli; yani insan öldükten sonra, nefes alıp vermesi durduktan sonra nasıl olur da beyin çalışmaya devam edebilir? Yazar Elif Şafak bu olguya 21. sayfada açıklama getiriyor.
Çöp kutusuna atılan genelev kadını ”Tekila-Leyla” artık nefes alamamaktadır, ancak düşünce dünyası, yani beyni çalışmaya devam etmektedir. Yaşamının önemli noktaları, anıları üzerinde derin düşüncelere dalmıştır. “İşlediğim hata nedir ki fahişe odum? Hangi olaylar beni bu yola düşürdü?” gibi sorular üzerinde düşünerek açıklamalar yapıyor.
Cenazesi kimsesizler mezarlığına gömülen Leyla’nın öldürülerek bir çöp bidonuna atıldığı haberi, Leyla’nın son bir ay içinde öldürülen 4. Fahişe kadın olduğu televizyon haberlerinde yer alır. Bu haber doğal olarak genelev kadınları arasında panik yaratır.
Kitapta Tekila Leyla,kendisine hayran olan ve zamanla çok sevdiği ” D/Ali ” ve kendisine çok yakın gördüğü beş dostu olan “Sabotaj Sinan”, “Nostalji Nalan”, “Zeynep122”, “Cemile”, “Hollywood Hümeyra” nın dostluk ve hayat hikayelerini anlatıyor. Bu sözü edilen yakın kişilerin sayısı neden 4 ya da 6 değil de 5 kişi. Bunun çok ilginç ve bilgilendirici açıklaması 232. sayfanın 1. paragrafında
Romanın ilginç yönlerinden bir, romanın akışı içinde çeşitli bölümlerde pek çok yaşlının kanıksayabileceği batıl inançların, hurafelerin dile getirilmesi. Örneğin sayfa 25-26’da olduğu gibi. İlginç.
Kitapta, roman olmasına rağmen biraz tarih de var. Bu bağlamda Elif Şafak Kennedy’nin öldürülmesi, Kore Savaşı, Türkiye’deki sağ-sol çatışmaları ve öğrenci hareketleri, Amerikan 6. Filosunun Istanbul’a gelişi ve protestolar, 1973’te Boğaz Köprüsünün açılışı gibi 1950’li, 1960’lı, 1970’li yılları hatırlatan bazı önemli olaylara çok kısa da olsa değiniyor.
Peki, Elif Şafak’ı tanıyanların bildiği toplumsal ve siyasi eleştiriler yok mu? Doğal olarak Elif Şafak Toplumun sosyal ve siyasi ağır yaralarına da romanın akışı içinde değiniyor.
2019’da dünyanın en saygın ödüllerinden biri olan “Shortlistet til Booker” ödülünü alan bu roman sıkılmadan okunabilecek nitelikte bir roman.
Çağdaş edebiyatın güçlü kalemlerinden Elif Şafak, Danimarka’nın Humlebaek kentindeki Louisiana Modern Sanat Müzesi’nde 21-24 Ağustos 2025 tarihleri arasında düzenlenen Literature Festivali’ne konuk olmuştu.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.