“Piyangocunun Ölümü” adlı yeni kitabında Ramazan Teknikel, küçük insanların büyük hikâyelerini, sade bir dille ama derin bir insan sevgisiyle anlatıyor.
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Ozan, yazar, eğitimci Ramazan Teknikel 1955 Adıyaman-Besni doğumludur. Öğretmenlikten emekli olan yazar, 1970’li yıllardan beri yazın ortamının içindedir. Şiir ve yazıları önemli yazın dergilerinde çıkar. Şiire Teğet Yazılar (Deneme, 2005), Ayın Altında Koşu (Öykü, 2017,) İncirin İkinci Tadı (Şiir, 2011) vb. yapıtları yanında çocuk öykü kitaplarıyla da tanınır. Piyangocunun Ölümü yeni öykü yapıtı olup yirmi beş kısa öyküden oluşur.

(*) Piyangocunun Ölümü-Ramazan Teknikel, Öykü, Cumhuriyet Kitapları, Kasım 2024, 118 s. (Yeniden Türk Dili Dergisi, e dergi, İstanbul, Kasım-Aralık 2025)
Yazar, yeni öykülerinde kendine özgü bir anlatımla ilgi çeker. İlk öykü olan “Anladı” buna güzel bir örnektir: “… Adam ilk gelen otobüse bindi. Ceplerinde bilet aradı ya da arıyormuş gibi yaptı. Yolcular ona baktı, hepsi bunu anladı. Otobüsün arkalarına doğru baktı. Fazla bilet sordu. Herkes onu anladı. Ellerini cebine götürdü, elleri cebine sığmadı. Burnunu tuttu. Burnu yüzüne, yüzü kafasına sığmadı…” (s.8) Herkes onun parasız, işsiz olduğunu anlar elbet. İşsizlik, iş bulma umudu, evde ve dışarıdaki yaşam akıp gider öyküde.
Öykülerde olaydan çok karşılıklı konuşmalar vardır. Durum öyküsü özelliğini taşıyan öykülerde herkes yaşamından bir kesit bulabilir. Dört aydır işsiz kalan ve evine yağ, şeker götüremeyen, bakkaldan yine borç istemek zorunda kalan adamın çaresizliği iç burkar. Ona yardım etmek isteyen adamın doğrudan yardım yerine bir iş yaptırıp karşılığını ödemesi çok yerindedir. Yazar, yaşlıların dünyasını yansıtmada başarılıdır. Onlarla dertleşir, sıkıntılarını yalın bir dille yansıtır. “Sadece Beş Dakika” öyküsünde bunu görürüz. Yaşlılar, emekliler parklardan başka nerede olur ki? Anlatıcı, onları parklarda bulur, gözler ve konuşturur. Bu yaklaşımı da Sait Faik’i anımsatır bize. Soğuk bir kış günü kasaba kahvesine gelen bir saz âşığının çalıp söyledikten sonra para için tepsiyi dolaştıramadığını gözleriz. Apartmanda, sitede oturanların durumları, komşuluk ilişkileri, “Terzi Cemil”in dünyası alıp götürür sizi. “Mahalle Berberi” de ilginç bir tiptir. Emekli olduktan sonra hiç bilmediği bir meslekle ilgili dükkân açıp kalfa tutarak çalıştırması, “Yap-işlet-devret” anlayışı ilgi çeker. Yine emekli olan “Organik Hamdi”nin dünyası okuyucuyu gülümsetir kuşkusuz. Ya da mutfağa açık pencereden doluşan güvercinler ve onlara mutfakta yere yem atan anlatıcının tavrı? Resim sergisinde resimleri satılmadığı için üzülürken bir de “Mutfakta Güvercinler” tablosu yapma düşüncesine ne demeli? Denize eşi ve kızlarıyla giden adamın götürdüğü şemsiyeyi kumlara çakamadığı için utangaçlığı, belediye otobüslerinde gençlerin yaşlılara yer vermeyişlerine sitem, telefonla yapılan konuşmaların rahatsız etmesi, emeklilerin, işsiz gençlerin yeni iş arayışları öykülerde ilgiyle okunur. Martıların Cinliği, Bahçeli Ev, Spor Yapmak, Çiçeğin Hası ve diğer öyküler de gülümsetip düşündürür.
Özgün öyküler
Bahçeli Ev öyküsünün son bölümü bize kim bilir hangi öyküyü anımsatır: “… O günden sonra ne zaman pazarda, kıyıda köşede, mukavva kutunun üzerinde bir şeyler satmaya çalışan birilerini görse, hemen emekli memur İlhan’ı anımsıyor ve oradan sessizce uzaklaşıyordu.” (s.68). “Eşlikçi” öyküsü de özgün öykülerdendir. Belediye otobüslerinde engelliler ücretsiz seyahat eder. Engelliye yardımcı olana da bu hak tanınır. Öyle olunca bir yerde işi olanlar, oraya ücretsiz gitmek için Kör Haceli’ye yardım için sıraya girerler. Böylece Kör Haceli, Haceli Ağa olur. Yazar, her öyküsünde etkileyici bir olayı, durumu yansıtır. Kitaba ad olan son öykü “Piyangocunun Ölümü” de özgündür. Otuz üç yıl memur titizliğiyle kentin belirli bir yerinde tezgâh açan piyangocuyu izleyen genç bir memur onunla samimi olur. Son görüşmelerinde piyangocu göğüs ağrısından yakınır. Bir sabah onun yerinde kızını görünce sorup öğrenir o gece kalp krizinden öldüğünü.
Ramazan Teknikel “Piyangocunun Ölümü” öykülerinde iyi bir gözlemci olarak çevresindeki kişileri, onların ilişkilerini, konuşmalarını yalın bir dille yansıtır. Şiirleri yanında öyküleriyle de ses getirdiğini gözleriz.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.