1990’lı yıllardaki üniversite gençliğinin sancıları, toplumsal yaralar ve rüyaya benzeyen bir ölümün ardından gelen yüzleşme
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Yazar Defne Suman 1974’te İstanbul’da doğar. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde okur. Makale, öykü ve roman yazarı olarak ünlenir, dünyada da tanınır. Yeni romanı “Rüyaya Benzer” ile okurlarına ulaşır. Romanda olaylar İstanbul’da, 1990’lı yıllarda geçer, iki binli yıllara uzanır. Filmlerdeki gibi olayın sonundan başlanır romana. Beyoğlu’ndaki Han Apartmanının en üst katında odasına taşınan Azra’nın ölümüyle başlayan olaylar, romanda geriye dönüşlerle ölen Azra’nın ağzından anlatılır. Azra’nın cesedini Han bekçisi Mercan bulur.

Rüyaya Benzer-Defne Suman, Roman, Doğan Kitap, Kasım 2025, 302 s.
Azra’nın ailesi Ankara’da oturur. Anne ve babası bankacıdır. Azra, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne girer ve yedi yıl İstanbul’da yaşar. Okuldan arkadaşı Serpil psikoloji, Emek de sosyoloji okur. Aileleri varlıklı iki genç olan Enis ile Volkan Anka müzik grubunu kurup Beyoğlu barlarında konser verir, içki, ot içip eğlenirler. Azra ile Enis, Serpil’le de Volkan dost olurlar. Enis’in ailesinin Letafet Apartmanı da buluşma yerleridir çoğunlukla. Yemek yedikleri İştah Lokantası’nı Dedeağaç’tan göç eden Şefika ile kızları Neriman ve Mehlika işletirler. Şefika, lokanta yerini Madam Fotini’den alır. Anna Maria ve Ali de arkadaşlarıdır.
Yaşam nehirdir, trendir ve ölüm düşe benzer
1980’li yıllarda yaşanan baskılar, Güneydoğu’da yaşanan terör olayları romanda önemli yer tutar. Üniversite gençliği içinde gruplar oluşur. Gençlik arasında ot satılıp çekildiği, Azra’nın da bu işe karıştığı, izlendiği gözlenir. Azra, Enis’le olan arkadaşlığından sıkılır ve Doğulu genç Ali’ye ilgi duyar, onunla çıkar. Enis, Maria’nın kuzeni İsmini’yle takılır. Yakılan dağlar, köyler, 6-7 Eylül ve Sivas Kıyımı olayları tartışılır. Gençler, Enis’in ailesinin zorunlu göç eden Rumlardan kalan adadaki bahçeli evlerine kamp için giderler. Orası onlar için “ütopya çiftliğidir”.
Han bekçisi Mercan torbacılık yapar. Ablası Hacer Cumartesi Anneleri’ne katılır. Oğlu Ahmet de karakolda işkence görür ve dağa çıkar. Azra, düşünde öldüğünü görür. Noel yemeğine Anna’nın evinde katılırlar. Azra ölümle korkutulur: “Evine dön Azra Tekin. Gözümüz üzerinde.” (s.204). Azra, Cumartesi Anneleri’yle söyleşi yapar, kaset doldurur, tez hazırlar. Derin devlet peşindedir. Ülkenin gerçekleriyle yüzleşir. Sevdiği Ali, Anna Maria’ya ilgi duyar. Azra boşluktadır. Noel yemeğinden çıkıp Han’daki odasına döner. “Hayat zamanı” dediği ölümü sorgular. Ölümün rüyaya benzediğini (s.274) söyler. Ölümün gölgesinin düştüğü geceyi anımsar. Hacer’in oğlu Ahmet’le görülür. Hacer, Azra’nın peşine düşüp oğluna ne yaptığını sorarken elinde bıçak vardır. Azra ondan kurtulmaya çalışırken asansör boşluğuna düşüp ölür. Cesedi orada bulunur, arkadaşları sorgulanır. Cenazesi Ankara’ya trenle götürülür, toprağa verilir. Azra, yedi arkadaşının onu anmak için her yıl Enis’in adasında toplandıklarını düşünür. “Anımsamak varlığı sürdürmenin bir yolu”dur çünkü. (s.301)
Yazar Defne Suman, “Rüyaya Benzer” romanında 1990’lı yıllardaki üniversite gençliğinin yaşamından kesitler verirken yurtta yaşanan önemli olayları da anımsatır. Biz de ayağı yere basan bir gençlik özlemini duyumsarız.





























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.