Sanat, yalnızca estetik bir uğraş değil; yaratıcılığı, eleştirel düşünceyi ve toplumsal gelişmeyi besleyen uygarlığın vazgeçilmez temelidir.

Foto: AI / Haber.dk
Mustafa Filiz
Uygarlık tarihine bakıldığında sanatın insanlığın gelişmesinde en büyük itici güçlerden biri olduğu görülür. Sanat insanın düşünce ve duygularının en iyi ifade biçimidir. Büyük bir soyutlama düzeyi ve yaratıcılık gerektiren, hiç yoktan yaratılan, insan ruhunu incelten ve yücelten bir faaliyettir. Sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenen çocuk ve gençlerde zekanın önemli ölçüde geliştiği bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.
Resim, müzik, şiir, edebiyat, tiyatro, heykel, mimari başta olmak üzere tüm sanat dalları bireylerin ve toplumların gelişmesinde vazgeçilmez öneme sahiptir. İnsanın duygu ve düşüncelerini hiçbir şey sanat kadar güzel ifade edemez.
İnsanlık tarihinde iz bırakmış olan bilim insanları, devlet yöneticileri, komutanlar ve liderlerin hayatları incelendiğinde hemen hepsinin sanata büyük ilgi duydukları görülecektir. Atatürk’ün deyişiyle, ‘’güzel sanatlarda muvaffak olamayan milletler ne yazık ki, medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla yer almaktan ilelebet mahrum kalacaklardır.’’
Sanat insanların soyutlama yeteneğini ve estetik duygusunu geliştirerek daha geniş bir bakış açısı kazanmalarını sağlar. İnsan ruhunu besleyip yücelterek kötü düşüncelerden uzaklaştırır ve hayatın anlamını kavramamıza katkı yapar. Uygarlık tarihinden bilim ve sanatı çıkardığımızda geriye kayda değer bir şey kalmadığı görülecektir.
Yapılan bilimsel çalışmalara göre; beynin sol tarafı analitik ve mantıksal düşünceyi, sağ tarafının ise soyut ve sezgisel düşünceyi temsil etmektedir. Herhangi bir sanat alanında yetenekli olan kişilerin büyük ölçüde beynin sağ tarafını kullandıkları, mühendislik başta olmak üzere pozitif bilimlere yatkın kişilerin ise daha çok beynin sol tarafını kullandıkları düşünülmektedir. Ancak yaygın olarak kabul gören düşüncenin aksine yaratıcılık beynin her iki tarafının ortak fonksiyonudur.
İnsanlık tarihinde iz bırakmış büyük bilim insanları ve sanatçılar beynin her iki tarafını da bütünsel olarak kullanarak hem analitik düşünen hem de sezgilerini çok iyi kullanan yaratıcı kişilerdir. Herhangi bir sanat dalında yetenekli olmayan kişilerin de hayatta bütünsel bir bakış açısını yakalayabilmek ve yaratıcı olabilmek için mutlaka sanatla ilgilenmeleri şarttır. Aksi halde analitik ve mantıksal düşünceye sahip olduğunuz için analiz yapabilirsiniz ancak asla sentez yapamayacağınız için yaratıcı olamazsınız. Sanatla ilgilenmek olaylara daha bütünsel bakmanızı sağlayacak ve analizlerinizi sezgilerinizle güçlendirmenize yardımcı olacaktır.
Bazen bir şiirin dizeleri, bazen bir şarkının sözleri ve ritmi bireyler ve büyük kitleler için öyle bir ilham, umut ve enerji kaynağı olur ki bunu tarif bile edemezsiniz. Ufkunuzun açıldığını, yolunuzun genişlediğini ve aydınlandığını hissedersiniz. Ruh haliniz değişir, başarma azminiz ve gücünüz artar. Bir tiyatro eseri izlersiniz direnme gücünüzün arttığını hissedersiniz. Bir heykeli incelediğinizde bu eserin küçük bir yontma işlemiyle başladığını düşünüp bir konuya odaklanmanın ve sabrın ne kadar büyük bir güç olduğunu anlarsınız.
Bu nedenle sanatla bağınızı ömür boyu koparmadan sürdürmelisiniz ve yaşamınızın bir parçası haline getirmelisiniz. Sanat hem hayatınıza anlam katacak hem de size ilham vererek yaratıcılığınızı geliştirecek ve başarma azminizi artıracaktır.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.