Bugünün gençliği artık sadece kıyafet taşımıyor; farkında olarak ya da olmayarak sloganları, kültürel kodları ve başka dünyaların mesajlarını da üzerinde taşıyor. Moda hızla değişirken, giyilen sözlerin anlamı çoğu zaman görünmez hale geliyor.

Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
Bir zamanlar insanlar düşüncelerini duvarlara yazardı. Şimdi göğüslerine yazıyorlar.
Bugün sokakta yürürken sadece insanların yüzlerine değil, üzerlerindeki yazılara da bakıyoruz. Özellikle gençlerin giydiği tişörtler artık sadece bir elbise değil; bir mesaj, bir tavır, bazen bir aidiyet işareti. Üstelik çoğu zaman bunun farkında bile olmadan…
Türkiye’de son yıllarda İngilizce yazılı tişörtlerin yaygınlığı dikkat çekiyor. Sokakta, okulda, kafede, metroda; üzerinde yabancı dilde sloganlar taşıyan gençlerle sık sık karşılaşıyoruz. Kimisinin üzerinde sert küfürler, kimisinin üzerinde cinsiyetçi ifadeler, kimisinin üzerinde politik ya da ideolojik semboller var. Ancak bu tişörtleri taşıyan gençlerin önemli bir bölümü, üzerindeki sözün tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor. Tabi ki bilinçli seçim yapanlar da var. Ama konu tam da burada başlıyor: İnsan bazen ne taşıdığını bilmeden bir mesajın taşıyıcısına dönüşebiliyor.
Küresel moda endüstrisi artık sadece giysi satmıyor; kimlik, imaj ve kültür de satıyor. Bir tişörtün üzerindeki birkaç sözcük, dünyanın başka bir yerinde çok ağır tarihsel anlamlar taşıyabiliyor. Bir sembol, bir ülkede sıradan görünürken başka bir yerde savaşın, nefretin ya da ayrımcılığın simgesi olabiliyor. Fakat moda hızla dolaşırken anlam çoğu zaman geride kalıyor.
Bugünün gençliği görüntünün egemen olduğu bir çağda büyüyor. Sosyal medya, reklamlar ve popüler kültür sürekli “nasıl görünmemiz gerektiğini” söylüyor. Bu yüzden artık insanlar kimi zaman düşüncelerinden çok üzerlerindeki yazılarla konuşuyor. Sessiz bir çağın gürültülü cümleleri gibi…
Belki de asıl sorun yabancı dil değil. Çünkü insan kendi dilinde yazılan bir sözü de düşünmeden taşıyabilir. Sorun biraz daha derinde: Tüketim kültürü artık düşünmeyi değil, hızla seçmeyi teşvik ediyor. Ne giydiğimiz kadar neden giydiğimizi sormayı unutturuyor.
Oysa giyim her zaman bir anlatım biçimiydi. Geçmişte işçiler tulumlarıyla, öğrenciler parkalarıyla, sanatçılar sade siyah elbiseleriyle bir duruş sergilerdi. Bugün ise büyük markalar, kimliği bile hazır paket halinde sunuyor. İnsan bazen kendi kişiliğini değil, satın aldığı kültürel etiketi taşıyor.
Bu yüzden bir tişört gerçekten sadece bir tişört değildir. Kimi zaman bir cümledir. Bazen bir slogan. Kimi zaman da farkında olmadan taşınan bir tarih…
Belki de mesele sadece moda değildir.
Çünkü insan kimi zaman bir tişört giymez; farkında olmadan bir düşünceyi, bir kültürü, bazen de hiç tanımadığı bir dünyanın sloganını taşır.
Çağımızın en büyük ironilerinden biri şudur. İnsanlar artık kendi sözlerini söylemeden önce, başkalarının cümlelerini üzerlerinde taşıyorlar.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.