Ortaokul yıllarında başlayan yazma tutkusu, 50 yılı aşan üretkenlikte 38 kitaba, dergilere ve sayısız öğrenciye ilham veren bir edebiyat serüvenine dönüştü
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Sanatçı olmak için neleri hak etmek gerekir diye düşünmeden edemezsiniz. İlk yazı, ilk şiir ne zaman yazıldı? İlk kitap ne zaman çıktı? vb. sorulara yanıt vermek gerekir. Şiir karalamaya ortaokul yıllarında başladım. Öğretmen okulu yıllarında da sürdürdüm.
1965-1970 yılları geçerken şiiri tanımaya çalıştım. İlk şiirim Şubat 1976’da İstanbul’da İlhami Bekir Tez’in çıkardığı Sanat El Kitapları’nda çıktı. Adı: Cemal Süreya’ya: Kelimelerin altına baktım: Kan/ Balyozla vurdum mısralarına/ Soylu bir demir sesi duydum/ Aramıza oturdu birden/ “Saat Çin’i vurdu”.
O yıllarda Çağ, Saçak vb. dergilerde görünmeye başladım. 1970’li yılların şiirleri toplumcu çizgide sürüyordu. 12 Eylül darbesi şiirimizi olumsuz etkiledi. 1982’de ilk kitabım “Güle/Durmuş Zaman” çıktı. Mart 2025’te ise 38. kitabım yayınlandı. Ustalarımızın yönlendirmesiyle kitaplarıma sunu yazma alışkanlığı kazandım. Sunulardan az çok söz edersem şiir ve sanat görüşüm ortaya çıkar sanırım.
Bilişim çağında olduğumuz için şiirle işimiz zordur. Şiir bir okyanus olduğuna göre bir damla olmaya çalışır şiir yazanlar. Kitaplarımda şiir için “Şiir yama tutmaz/ Bir de aceleye gelmez” derim. Şiirin her yerde yazılacağını söylerim. Sözcük ekonomisine önem verdiğimi, şiirlerimde bir yoğunluk olduğunu söyler arkadaşlarım. Şiirin hem usandırıcı hem de zevkli bir uğraşı olduğunu belirtirim. Şiirle yaşamanın güzelliğini her zaman yüreğimde duyumsarım. Baudelaire’in şu sözünü her zaman anımsarım: “Sağlıklı bir insan yirmi dört saat ekmeksiz durabilir; ama şiirsiz duramaz.”
Gezdiğim yerlerle ilgili notlar alırım. Gezi kitaplarım, gezdiğim yerleri yıllar sonra bana yeniden yaşatır, okuyanlara da kültür-sanat adına zenginlik sunar. Katıldığım etkinlikleri de unutmam, yazarım. Kepirtepe Köy Enstitüsü’nü bitiren elliye yakın öğretmene ulaşarak söyleşiler yaptım. Çoğunu yitirdik ama söyleşiler geleceğe kaldı.
17 Nisan 2026’da Köy Enstitüleri’nin 86. kuruluş yılını kutlayacağız. Bu okulların beş yılda yurda yaydığı ışıkları unutmayacağız. Kitap okuma tutkusu ortaokulda Köy Enstitülü bir öğretmenimin yönlendirmesiyle başladı ve bugün de son hızıyla sürüyor. Kitap tanıtma yazıları, öznel eleştiriler yazıyorum, özetler çıkarıyorum. Bu türde de dört-beş kitabım var. Öğretmenliğimin yanında yazmayı sürdürürken bir de bakıyorsunuz 50 yıl geçmiş bile. Çalıştığım okullarda öğrencilerime okuma-yazmayı sevdirmek için 40 sayı dergi çıkardım. Karne verirken bir de dergi verdim. Dergilerde yazı ve şiirleri olan öğrencilerimin yaşamda başarılı olduklarını gözlemledim, mutlu oldum. Tekirdağ’da arkadaşlarımızla Kiraz, Mavi Dergi ve Şarköy Sanat’ı çıkardık. Dergiciliğin ayrı bir zevk olduğunu biliriz.
Ünlü ozanımız Nâzım Hikmet’in “Şehirler gülüm/ Caddeleriyle değil/ Anıtını diktiği şairleriyle büyük oluyor” dediğini anımsarız. Bu etkinlikle, resim sanatında kendini kanıtlamış Memiş Aslan ile fotoğraf dalında ünlenmiş Mehmet Çevik’in de sanat yıllarının kutlanmasına seviniyoruz. 15 Ocak 2026’da yitirdiğimiz Tekirdağlı ozanımız Öksel Demir’i de saygıyla anıyoruz.
Yazar, sanatçı, sanatının yıldönümleri kutlansın diye sanat yapmaz. Ancak, sanatının değeri bilinirse sevinir. Milletvekilimiz Nurten Yontar’a, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesine, Tekirdağ Kent Konseyine, Tekirdağ Kent Konseyi Edebiyat Grubuna, emekli kültür müdürümüz, sanatçı dostu Mehmet Altaş’a, her türlü sıkıntılarıma katlanan sevgili eşim Aynur Akarsu’ya, Saray’dan gelerek benim şiirim üzerine görüşlerini paylaşan değerli dostum Hüseyin Duygu’ya, Danimarka’dan kutlama iletisi gönderen dost ozan Niels Hav’a, Danimarka internet gazetesi Haber.dk´ya ve yazar Cengiz Kahraman’a ve etkinliğe katılan arkadaşlarımıza, bu değerbilirliği gösterdikleri için seviniyor, teşekkür ediyoruz. Bunun arkasının gelmesini, ilimizde yaşayan sanatçılara sahip çıkılmasını diliyoruz.






























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.