Çorlu, daha fazla kirliliği değil; temiz havayı, sağlıklı yaşamı ve sorumlu yönetimi hak ediyor.

Çorlu, yıllardır sanayinin yükünü omuzlarında taşıyan bir kenttir. Fabrika bacaları, yoğun trafik, kontrolsüz yapılaşma ve artan nüfus… Tüm bunlar yetmezmiş gibi şimdi de kentin hemen yanı başında, sanayi tipi bir angus besi çiftliği kurulmak istenmektedir. Bu girişim, yalnızca bir yatırım ya da tarımsal faaliyet değildir; bu, Çorlu’nun havasına, suyuna ve geleceğine yönelmiş açık bir tehdittir.
Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt’un yaptığı açıklama, tam da bu noktada bir uyarı çanı niteliğindedir. Çünkü söz konusu olan, birkaç hayvanın beslendiği masum bir çiftlik değil; yüksek atık üreten, yoğun su tüketen, ağır koku yayan ve yeraltı sularını geri dönüşü olmayan biçimde kirletme riski taşıyan sanayi tipi bir kirlilik odağıdır.
Bugün Çorlu, Trakya’nın en büyük sanayi merkezlerinden biridir. Hava kirliliği raporları, solunum yolu hastalıklarındaki artış, çocuklarda ve yaşlılarda görülen sağlık sorunları ortadadır. Kent, zaten taşıyabileceğinden fazlasını taşımaktadır. Böylesi bir yükün üzerine bir de angus çiftliği eklemek, Çorlu’yu yaşanabilir bir kent olmaktan hızla uzaklaştırmaktır.
Bu mesele yalnızca Yakuplu Mahallesi’nin ya da Şahpaz’ın meselesi değildir. Rüzgâr, koku ve kirlilik sınır tanımaz. Yeraltı suları, idari haritalara göre akmaz. Bugün “bizim mahalle değil” denilen bir sorun, yarın tüm kentin musluğundan, tüm çocukların ciğerlerinden çıkabilir. İşte bu yüzden Ahmet Sarıkurt’un altını çizdiği gibi, bu mesele tüm Çorlu’nun ortak meselesidir.
Anayasamız son derece açıktır: Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Bu hak, kâğıt üzerinde kalan bir dilek değildir; korunması gereken temel bir yurttaşlık hakkıdır. Bu hakkı savunmak ise yalnızca yöneticilerin değil, her Çorlulunun görevidir. Sessizlik, bu noktada tarafsızlık değildir; sessizlik, kirliliğin yanında durmaktır.
Angus çiftliği demek; binlerce ton hayvansal atık, dayanılmaz bir koku, artan sinek ve haşere sorunu, kirlenen toprak ve su kaynakları demektir. En önemlisi de çocuklarımızın soluyacağı havanın biraz daha zehirlenmesi demektir. Bugün önüne geçilmeyen her çevre felaketi, yarın “keşke”lerle anılan bir utanç tablosuna dönüşür.
12 Ocak’ta yapılacak ÇED Bilgilendirme Toplantısı, bu yüzden hayati önemdedir. Bu toplantı, yalnızca bir prosedür değil; Çorlu’nun geleceği için verilecek bir sınavdır. O salonda boş kalan her sandalye, kirli bir projeye verilmiş sessiz bir onay olacaktır.
Çorlu’nun havası satılık değildir. Suyu pazarlık konusu yapılamaz. Toprağı, çocuklarımızın geleceği adına feda edilemez. Bugün susarsak, yarın nefes alamayabiliriz. İşte bu yüzden, zaman varken, felaket kapıya dayanmadan önce; Çorlu için, yaşam için, gelecek için tek yürek olmak zorundayız.
Bu kent, daha fazla kirliliği değil; temiz havayı, sağlıklı yaşamı ve sorumlu yönetimi hak ediyor.

Mustafa AYDINLI




























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.