Emine Azboz, “Tanrıçalıktan Kulluğa” kitabında kadının tarih boyunca değişen konumunu din, toplum, eğitim, savaş, şiddet ve siyaset üzerinden ele alıyor; kadın haklarının ancak mücadele ve yurttaşlık bilinciyle korunabileceğini savunuyor.
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Eğitimci, yazar Emine Azboz Konya-Ereğli doğumludur. Öykü ve romanlarıyla tanınır. Ayrıca önemli konularda yazdığı araştırma yazıları da bulunmaktadır. Onlarca kitabına bu kez araştırma yazılarını topladığı “Tanrıçalıktan Kulluğa” kitabını ekler ve özellikle kadınlara seslenerek kadının tarihsel yolculuğunu anlatır. Kadının tarihteki yolculuğunun çok uzun olduğunu, çok engellerin bulunduğunu belirtir. Anaerkil toplumsal düzende, çok Tanrılı dinlerde kadın Tanrıçadır. Ataerkil toplumsal düzenine geçince kadın bağımsızlığını yitirip ikinci sınıf bir insan olur. Yazar bu gelişmeleri tarihsel gelişmelerin içinde örneklerle değerlendirir.

Tanrıçalıktan Kulluğa-Emine Azboz, Kadın/Tarih, İzan Yayıncılık, 2026, 318 s.
Kadının Tanrıçalıktan kulluğa ve yurttaşlığa geçişi tarım ve sanayi devrimlerinin geçişiyle ilgilidir. İlk çağlarda, çok Tanrılı dinlerdeki kadın Tanrıça, tek Tanrılı dinlerde ise kul olur. 10. ve 11. yüzyıldan sonra İslâmiyet’in de etkisiyle baskı altına giren kadın, Anadolu Aydınlanma Devrimi’yle zincirlerini yeniden kırar. Yazar, bu sürede Batı’da ve yurdumuzda kadına seçme ve seçilme hakkının verilişini anlatır. Tüm dinlerde kadınların yaşamını irdeler. Kadın-erkek eşitliğinin kazanılmasını da değerlendirir. Türk mitolojisinde ve Türk töresinde kadını inceler. Ülkelerin geleceğinde eğitimin önemini, eğitimde felsefenin önemini vurgular. Okul programlarından felsefenin kaldırılmasıyla yeni kuşağın ve kadınların Türk İslam Sentezi’yle baskılandığını anlatır.
Kadın haklarını sahiplenmenin kitabı
Yazar, kadınların ABD ve AB tarafından terörde de nasıl kullanıldığına değinir. Terörün öğelerini inceler. İdeoloji, örgüt ve şiddet kavramları üzerinde durur. Ulusal terörün dünyadaki etkilerini terör çeşitleriyle birlikte anlatır. Tüm terör örgütlerini adlarıyla eylemleriyle birlikte sıraya koyar. Ülkemizde de etkili olan PKK’nin kadına bakışını irdeler, kadınların üst düzey yöneticilerinin tecavüzüne uğradıklarını belgeleriyle yansıtır. Terörün edebiyatımıza nasıl yansıdığını inceler. Çalışan kadının yıldırıldığını, baskıya uğradığını, evde şiddetle karşılaştığını belirtir. Kadının şiddete karşı direndiğinde başarılı olacağını savunur, örnekler verir. İstanbul Sözleşmesi’ni anlatır. İlk imza atan ülke olduğumuz halde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmamızı eleştirir. Yurttaşlık bilinci olan kadının haklarını savunacağını bilir. Savaşlarda ve göçlerde en çok kadın ve çocukların ezildiğini vurgular. Mustafa Kemal’in “Milletler için hayati tehlike olmadıkça savaş bir cinayettir.” sözünü anımsatarak savaşlara karşı çıkar. Kadının edebiyatımızdaki yerini değerlendirirken kadın yazarlarımızı da tanıtır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarında bulunur. Kadın haklarının korunması için çalışır. Kadınların haklı direnişlerini destekler. “Türban”ı konuşturarak, din adına nasıl sömürü ve ayrıştırma için kullanıldığını anlatır.
Eğitimci, yazar Emine Azboz, “Tanrıçalıktan Kulluğa” yapıtında, kadının tarih içindeki gelişimini irdelerken kadın haklarına sahip çıkılması gerektiğini, kadının direnmesinin önemini belirtir. Kadın haklarını sahiplenmenin kitabını yazar böylece.




























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.