Sanayi çağından bugüne uzanan mücadelede 1 Mayıs, emeğin onuru ve insanca yaşam talebinin evrensel simgesi olmaya devam ediyor

Foto: AI / Haber.dk
Hüseyin DUYGU
huseyin.duygu@haber.dk
1 Mayıs, takvimde sıradan bir tarih değildir.
O gün, insanlığın emeğiyle kurduğu dünyada, kendi hakkını aramak için ayağa kalktığı gündür. Fabrika bacalarının göğü kararttığı, çocukların madenlerde büyüdüğü, insanların günde on altı saat çalıştırıldığı bir çağda yükselen büyük bir itirazdır.
On dokuzuncu yüzyılın karanlık sanayi kentlerinde işçiler yalnızca ekmek istemedi; insan gibi yaşamak istedi. “Sekiz saat çalışma, sekiz saat dinlenme, sekiz saat insanca yaşam” talebi, aslında insanlığın vicdan çağrısıydı. 1886’da Amerika’da sokaklara çıkan işçiler, yalnızca kendi ülkeleri için değil, dünyanın bütün emekçileri için yürüdüler. Kimileri işini, kimileri özgürlüğünü, kimileri de hayatını kaybetti. Ama onların sesi susturulamadı. Çünkü emek, dünyanın en büyük gerçeğiydi.
Bugün kullandığımız her eşyanın, oturduğumuz her binanın, yediğimiz ekmeğin, yanan her ışığın arkasında görünmeyen milyonlarca insanın emeği vardır. Bir anne gece vardiyasından çıkar, bir madenci yerin yüzlerce metre altında çalışır, bir öğretmen geleceği büyütür, bir çiftçi toprağı işler, bir işçi çeliği şekillendirir… Dünya onların omuzlarında döner.
Fakat çağ değişse de emeğin öyküsü hala tamamlanmadı.
Bugün de milyonlarca insan düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda, ağır çalışma temposu altında yaşam mücadelesi veriyor. Teknoloji büyüyor, şehirler yükseliyor, şirketler zenginleşiyor; ama emeğin payı çoğu zaman küçülüyor. İşte bu yüzden 1 Mayıs bu yıl da günceldir. Çünkü 1 Mayıs yalnızca geçmişin anısı değil, geleceğin vicdanıdır.
1 Mayıs; bir sınıfın diğerine karşı öfkesi değil, insanın insanca yaşama hakkının ortak haykırışıdır. Dil, din, ülke ve renk farkı olmadan dünyanın dört bir yanında aynı duyguyla kutlanmasının nedeni budur. Çünkü alın terinin milliyeti yoktur.
Bu yüzden 1 Mayıs; sadece işçilerin değil, emeğe saygı duyan herkesin günüdür.
Bir çocuğun aç yatmaması, bir insanın emeğinin sömürülmemesi, kimsenin korkuyla çalışmaması için verilen büyük insanlık mücadelesinin adıdır.
Tarih hep aynı gerçeği yazdı:
Emeği yok sayan düzenler çöktü,
adaleti unutan toplumlar karanlığa gömüldü.
Çünkü dünyayı döndüren sermaye değil, insanın alın teridir.
Yaşasın emeğin onuru, dayanışmanın gücü ve insanca yaşam kavgası.
Yaşasın 1 Mayıs!





























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.