Enerji, vizyon, dürüstlük, cesaret ve adalet… Liderliği sıradan yöneticilikten ayıran özelliklerdir. Gerçek liderlik makamla değil, vizyon, cesaret, adalet ve güven duygusuyla ortaya çıkar.

Foto: AI / Haber.dk
Lider, insanları etkileyebilen, iradesini onlara kabul ettirebilen ve belirli bir amaç için peşinden sürükleyebilen kişidir. Liderler büyük ideallerin peşinden giden, enerjisi yüksek, ilham veren, fark yaratan, iz bırakan, tutkulu, cesur, birleştirici ve adanmışlık duyguları yüksek kişilerdir.
Liderlik özelliklerinin çoğu yaradılıştan gelen ancak daha sonra eğitimle geliştirilebilen özelliklerdir. Eğitimle ve çok çalışarak iyi bir yönetici olunabilir ancak lider olunamaz. Tarihte iyi bir lider çıkarabilen toplumlar paradigma değiştirmişler ve çok büyük sıçramalar yapmışlardır. Özellikle devletlerin kurucu liderleri ve etrafında oluşan kurucu kadrolar ülkelerin gelişme çizgilerinde belirleyici rol oynamaktadır.
Şirketlerin müteşebbis ruha sahip kurucularının büyük bir bölümü de doğuştan liderlik özelliklerine sahip kişilerdir. Tıpkı devletler gibi şirketlerde kurumsallaşma ve kurum kültürünün oluşması da büyük ölçüde kurucu patronların liderlik özelliklerine ve vizyonuna bağlıdır.
Liderlik ve yöneticilik çoğunlukla bilerek veya bilmeyerek birbirine karıştırılır. Özellikle vasat yöneticilerin büyük bir bölümü kendini o kurumda lider zannederler ve kendilerini öyle tanımlarlar. Yöneticiler bir göreve atamayla gelirler ve görev tanımı çerçevesinde belirlenen işleri yaparlar. Liderler ise hayatın doğal akışı içinde koşulların oluşmasıyla lider olurlar. Atamayla lider olunmaz. Ünlü düşünür ve yazar Peter Drucker’ın deyimiyle; ‘liderler doğru işleri yaparlar, yöneticiler ise işleri doğru yaparlar.’
İyi bir lider gerek ülkeler gerekse kurumlar için büyük bir güç kaynağıdır. Vizyon sahibi lider amaca ulaşmak için mutlaka bir yol bulur, yol bulamazsa da bir yol açar ve amaca ulaşır.
İnsanlık tarihine bakıldığında, herhangi bir konuda başarılı olmuş, kitleleri etkileyip peşinden sürükleyebilmiş ve bir iz bırakmış liderler incelendiğinde hepsinin bazı ortak özellikleri olduğu görülür. Bazılarında bu temel özelliklere ilave özellikler de olabilir. Ancak hepsinin sahip olduğu asgari özellikler değişmez.
Bu özellikler aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Kişisel enerji, coşku ve tutku: İnsanları etkileyip belirli bir amaca doğru sürükleyebilmenin temel şartı kişisel enerji, coşku ve tutkudur. Enerjisi ve coşkusu olmayan, başarma azmine sahip olmayan kişiler büyük kitleleri peşinden sürükleyemezler. Liderlik özelliği olan kişiler insanlara ilham verip ufkunu açarlar.
Dürüst ve güvenilir olmak: İnsanlara güven veremeyen ve dürüst olmayan kişilerin kitleleri etkileyip peşinden sürüklemesi mümkün değildir. Bu güven duygusu düşünce, ifade ve davranış tutarlığıyla somutlaşır. İnsanlar peşinden gideceği kişilerde bu tutarlılığı mutlaka ararlar.
Adil olmak: Büyük kitlelerin bir kişinin peşinden gidebilmeleri için onun adil bir insan olduğuna inanmaları ve asla adaletsizliğe uğramayacaklarından emin olmaları gerekir. Tarihi tecrübeler büyük kitlelerin adaletsizliği asla affetmediklerini açıkça göstermektedir.
Birleştirici Olmak: Büyük ideallerin peşinden koşan liderlerin en önemli özelliklerinden biri de amaca ulaşmak için birleştirici ve kapsayıcı olmalarıdır. Tarihte kitleleri etkileyen ve peşinden sürükleyen büyük liderler ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı olmamışlar, aksine çeşitli grupları ve kitleleri temel değerler ve temel amaç etrafında birleştirmişlerdir.
Birleştirici liderlerin tarihteki en büyük örneği Atatürk’tür. Atatürk o günün çok zor şartları altında bile toplumdaki çeşitli kesimlerin ve grupların temsilcilerini bir araya getirmiş, görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak temel değerler ve temel amaç etrafında birleştirerek hedefe ulaşmıştır. Normal şartlar altında birbiriyle asla bir araya gelemeyecek düşünce akımları ve toplum kesimleri onun liderliği etrafında kenetlenmiş ve tarihte örneğine az rastlanan bir başarıya imza atmışlardır.
Büyük bir paradigma değişikliği yaşanan bugünkü dünya koşullarında da Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik hukuk devleti olarak yoluna devam edebilmesi için, toplumu ve temel kurumları ayrıştırıcı değil birleştirici ve kapsayıcı bir liderliğe ihtiyaç vardır.
Cesur olmak: Düşünme, düşündüklerini ifade etme ve bunları gerçekleştirmek için harekete geçme iradesi cesaretin ürünüdür. Cesareti olmayan insanların düşündüğünü ifade etmesi bile çok zordur. İnsanlık tarihinde bütün önemli değişimler ve sıçramalar cesur insanlar sayesinde gerçekleşmiştir.
Korkak insanlar tarih yazamazlar. Ancak burada kastettiğim cesaret cahil cesareti değildir. Bu muhakemeye ve matematiğe dayanan cesarettir. Ulaşılacak amaca uygun strateji ve araçların belirlendiği ve olası risklerin hesaplandığı bir cesarettir.
Liderlik özelliğine sahip cesur kişiler aldıkları riskin boyutlarını hesaplayıp bunu bilerek harekete geçen kişilerdir. Büyük bir amaca ulaşmak için harekete geçildiğinde bunun sonucunda ölüm riski varsa onu da hesaplayıp göze alanlar lider olabilirler.
Disiplinli ve çalışkan olmak: Kendini disipline edememiş, metodik çalışmayan kişilerin kitlelere liderlik edemeyecekleri gibi herhangi bir konuda kişisel başarı sağlamaları bile çok zordur. Liderler azimli, sabırlı, disiplinli ve çok çalışkan kişilerdir.
İletişim becerisi: Kişileri ve kitleleri peşinden sürükleyebilen liderlerin iletişim yetenekleri de çok güçlüdür. Liderliğin özü iletişimdir.
İletişim tek taraflı olan bir şey değildir. İletişimin konuşmaktan daha önemli ayağı karşı tarafı dinlemektir. Liderler düşüncelerini çok iyi ifade ettikleri gibi iyi bir dinleyicidirler. Kişileri anlamak, onlardan bir şey öğrenebilmek için mutlaka onları dinlemek gerekir.
Liderin iyi bir dinleyici olması, organizasyon içindeki kişileri konuşmaya ve görüşlerini açıkça ifade etmeye teşvik etmesi gerekir. Bu şekilde hem organizasyonun nabzını tutacak hem ortak aklın ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Kimseyi dinlemeden sürekli konuşan ve talimat yağdıran otoriter liderlerin devlet veya şirket organizasyonuna büyük zararlar verdikleri, hatta büyük felaketlere yol açtıkları tarihsel bir gerçektir.
Liderlik ve sanatçılık doğuştan gelen yeteneklerdir. Sonradan eğitim ve çalışmayla geliştirilebilir ancak sadece eğitim ve çok çalışarak lider veya sanatçı olunamaz. Bu nedenle gerek kurumlarda gerekse toplumlarda liderlik ve sanatçılık hasletini taşıyan kişiler çok az bulunur.
Bugün gerek devletlerde gerekse kurumlarda ciddi liderlik sorunu vardır. Dünyanın en büyük ve güçlü ülkelerinde bile lider vasıflı kişiler çok zor çıkmaktadır. Bu nedenle de gerek devletler gerekse kurumların çoğu vasat yöneticilik niteliklerine sahip kişiler tarafından yönetilmektedir. Bu da girişimci ruhun, gelişmenin ve sıçrama yapmanın önünde büyük bir engeldir.
Lidersiz toplumlarda atılım, lidersiz kurumlarda ise girişimci ruh yok olmaktadır. Gerçek anlamda yaratıcı olan sanatçı çıkaramayan toplumlar ise uygarlık yarışında yol alamamaktadırlar. Gerçek anlamda liderlik ve sanatçılık vasıflarını taşıyan insanları baş tacı eden toplumlar ve kurumlar uygarlık yarışında büyük bir üstünlüğe sahip olurlar ve diğerlerinden pozitif yönde ayrışırlar.

Mustafa Filiz



























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.