Döndü Açıkgöz, “Güzelim Li”de çocukluk, aşk, ayrılık, yalnızlık ve acıyı Safranbolu’dan İstanbul’a uzanan kentlerin, insanların ve anıların izinde özgün imgelerle şiire taşıyor.
Hasan AKARSU
hasan@haber.dk
Ozan, yazar Döndü Açıkgöz 1959 Bartın-Ulus doğumludur. Şiir, anı, deneme, araştırma yapıtlarıyla tanınır. Söylediğin Türkülere Ne Oldu, Haziran Büyüsü, Susmanın İki Yakası adlı şiir yapıtlarından sonra “Güzelim Li” şiirleriyle okurlarına ulaşır. Sevi, acı, ayrılık, çocukluk vb. izlekler şiirlerinde önemli yer tutar. Çünkü onun “Çıkmaz sokakta hâlâ ip atlar çocukluğu”.

Güzelim Li-Döndü Açıkgöz, Şiir, Ürün Yayınları, Eylül 2025, 80 s.
Ozanın şiirlerinde Safranbolu önemli yer tutar. “Hiçbir yere sığmadı koynumdaki bu şehir” derken babasının masallarını, yıldızlara benzettiği annesini, aşkını, sıcak bir ölümü, sokağa yayılan ıhlamur kokusunu vb. unutamaz. Yaşamı kız kardeşi olarak görür, üzüntülerini ve “ağır ağır vuran” yaşamını yansıtır. “Bir gülün yaprağından” incinir, mutlu insanlar arar ve yaşama borçludur her zaman. Girdiği sokaklardan kendine çıkan, “içinin kentleri dağınık” bir ozandır Döndü Açıkgöz. Hiçbir şeyin yarım kalmasını istemez. Gerçek bir dostun en iyi sevgiliden daha dürüst olduğunu düşünür. “Tespih taneleri gibi savrulan” gençliğine üzülür. “Her yanım ölüm çiçeği” derken yaşadığı acıları, “yaralarımdan ve kuşlardan başka kimsem yok” derken de yalnızlığını duyumsatır.
“Ağlayan güzelim Li”
Kırıla kırıla yaşayan ozan, umudunu yitirmez gelecekten. Ağlayan Güzelim Li’nin bir kadın olduğunu söyler. Acısını, sevisini ortalık yerden kaldırır, sevdiğinin olduğu yeri bilir, ona kavuşmak özlemindedir. Aşk sokağında rüzgârları dinler, aşkı ve yalnızlığı anımsar: “… İnsan kendi tarafıdır bilmez mutlu olmayı/ Ne yapsa nafile aşktan çok yalnızlığı hatırlar…” (s.31). Yalnızlığı sevmeye başlar yeniden. “Konuştuğum bütün ağaçlar yaprak dökmekte” (s.32). Niçin olabilir ağaçların yaprak dökmesi? Diye düşünmeden edemeyiz. “Uzun yalnızlıklara çıkıyor kapılarım…” (s.33) Olup bittiye gelen yaşamlara, unutulan aşklara üzülür. Karabük kentini de “Bütün ayrılıkların, kavuşmaların adı” olarak görür. Yüreğini acıların avladığı ozan, ölüm şarkıları söyleyen kadınları, “acının evleri”ni unutmaz. Sürekli “Kendine kanayan” bir sevgili midir ozan? Kıyıda gecenin “solan bir gül gibi” kıvrandığını gözler, “kalabalık acılarla” yaşarken maden işçilerini unutmaz: “Sevgilim/ Toprağı dinle maden işçilerini/ Eğil de bak bir çocuğun gözlerine/ İşte bu bizim ölmezliğimiz” (s.52). Sevgilisiyle yürüdüğü en aydınlık yolu, onun için topladığı kardelen çiçeklerini, “gülün direncini” unutamaz. İstanbul-Haydarpaşa Garı da iz bırakır yüreğinde: “…Herkes benden kalbimi istiyor/ Benim kalbim İstanbul” (s.65) derken başka bir şiirinde yüreğindeki sızıyı anlatır: “…Sen bana bakınca neyi görüyorsun ki/ Ben yıkılan tüm şehirleri yeniden dikiyorum/ Tam yüreğimde bir çiçek uyanıyor…” (s.72). Yüreğinde Eylül’ün öyküsü de acılarla doludur. “Silah gölgesi, bulanık bakışlar” nasıl unutulsun?
Ozan, yazar Döndü Açıkgöz, “Güzelim Li” yapıtında, yaşadığı acıları, ayrılıkları, sevileri, çocukluğunu, en özgün imgelerle taşır şiirlerine. Yüreğinde çiçekler uyanan bir ozandır.




























Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.