2025 yılı, farklı inançlardan milyonlarca insanın aynı dönemde oruç tutarak manevi arınmaya yöneldiği nadir kesişimlerden birini sunuyor. Bu tesadüf, hoşgörü ve insanlık değerlerini yeniden hatırlamak için önemli bir fırsat.
Tülay Çetinkaya Saraçoğlu
tulay@haber.dk
2025 yılı, dinler arası hoşgörüyü ve insanlık değerlerini hatırlamak için önemli bir fırsat sunuyor. Müslümanların Ramazan ayına denk gelen orucu ile Hristiyanların Paskalya öncesindeki oruç dönemi, 30 yılda bir olduğu gibi yine aynı zaman dilimine rastladı.
Farklı inançlara sahip milyonlarca insan, aynı ay içinde kendi inançları doğrultusunda oruç tutarak manevi bir arınma yolculuğuna çıkıyor. Bu kesişme, aslında insanlığın ortak değerlerini ve ibadetlerimizin özünde yer alan anlamı yeniden düşünmemiz için bir kapı aralıyor.
Hoşgörü ve karşılıklı saygının tarihte güzel örnekleri var. 60 yıl önce, 3 Şubat 1965’te Almanya’daki Türk işçileri, Köln’deki ünlü Dom Katedrali’nde Ramazan Bayramı namazını kıldılar.
Bu olay, sadece Almanya’daki Türk işçilerinin dini pratiklerini yerine getirme hakkının bir göstergesi değil, aynı zamanda Hristiyan toplumunun da farklı inançlara karşı açık fikirli ve hoşgörülü bir tutum sergileyebileceğinin bir kanıtıydı.
O dönemde, işçi temsilcileri Yusuf Topçu ve İbrahim Toparslan, Dom Kilisesi Yönetim Kurulu’na giderek bu özel gün için namaz kılma izni istemişlerdi. Katedral yönetimi, tarihi bir kararla Almanya’nın en büyük kilisesinde Müslümanların ibadet etmesine bir defaya mahsus olmak üzere izin verdi.
Kilisenin kuzey bölümüne kıbleye yönelik seccadeler serildi, dini motiflerin üzeri saygıyla kapatıldı. O soğuk kış gününde, dışarıda kar yağarken içeride Müslümanlar dualarını ederken, aslında orada sadece bir bayram namazı kılınmadı; aynı zamanda dinler arası hoşgörü adına unutulmaz bir anı yaşandı.
Bu anlamlı jestin ardından, Türk işçiler kendi aralarında bağış toplayarak kilisenin bakımına destek oldular. Bu dayanışma, dönemin basınında övgüyle yer aldı ve farklı inançlardan insanların nasıl birbirine destek olabileceğini gösteren güzel bir örnek olarak hafızalara kazındı.
Bugün, 2025 yılında, oruç ibadetinin hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar tarafından aynı dönemde tutuluyor olması, bizlere bu ortak noktaları hatırlatıyor. Açlıkla, sabırla ve dua ile geçirilen bu günler, aslında tüm insanlık için bir empati çağrısıdır.
Oruç, sadece bir inanç pratiği değil, aynı zamanda nefsi terbiye etme, yoksulların halini anlama ve ruhen arınma sürecidir. Tıpkı 60 yıl önce Köln Dom Katedrali’nde farklı inançlardan insanların birbirine duyduğu saygı gibi, bugün de bu ruhu yaşatabiliriz.
Bu Ramazan ayında ve Paskalya öncesinde, hoşgörünün, saygının ve birlikteliğin önemini bir kez daha vurgulamak gerekiyor. İnançlarımız farklı olabilir ama insanlık değerlerimiz ortak.
Köln’de hoşgörüyle bir araya gelen Müslümanları ve Hristiyanları saygıyla selamlıyor, bugün de aynı anlayışı sürdürmeyi diliyorum. Çünkü dünya, ancak birbirimize açtığımız kapılarla daha yaşanabilir bir yer olabilir.
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.